Tribünlerin görünmez kahramanları

İsimleri, yaşları, işleri önemli değil. Onlar tribünlerinde sadece “en iyisini” yapmaya çalıştılar. Çoğu bu yolda öldü. Çoğu lanet bir kazada, amansız bir hastalıkta, belki de deplasman yolunda… Nedeni önemli değil çünkü artık onlar aramızda değiller. Cenneten çok erken kombine aldılar…
Biz onlarla aynı yoldaydık. Aynı suyu paylaştık, aynı ekmeği bölüştük, aynı birayı içtik, aynı çorbaya kaşık salladık, aynı pankartı boyadık.Biz hep beraberdik. Beraber güler, beraber ağlar, beraber kavga ederdik. Ama artık çok eksiğiz…

Tribünlerimizin görünmez kahramanları,ebediyete uğurladığımız abilerimiz, kardeşlerimiz artık yanımızda yok.Fanzinimizin bu sayısında ülkemiz hatta dünya tribünlerinden ölenlere “vefa”mızı göstereceğiz. Onların bize miras bıraktıkları bayrakları daha dik tutacağız, onların sahip çıktığı değerlere daha çok sarılacağız…

Kolaj 2

Tribün çoğumuz için duygusallıkla eş anlamlıdır. Bestelerde,pankartlarda bunu açık bir şekilde zaten görüyoruz. Hele aramızdan birini toprağa verdiysek… Dünya başımıza yıkılır. Ailemizden birini kaybetmiş gibi ağlarız köşe bucakta… Ama düşmana yaşlarımızı göstermeyiz, içimizde işlerin iyi gitmediğini kimseye anlatamayız.Çünkü bizim ayakta durmamız lazım. Giden abilerimizin, kardeşlerimizin yokluğunu aratmamamız lazım. Ama bu imkansızdır…

Vefa ile vefatın arasındaki o bir harf belkide insanları tanımamız için çok belirgin bir çizgidir. Vefat eden kardeşimizin unutulmaması için herşey yapılır. Atkılar, pankartlar, anma günleri/geceleri,hatıra ormanları vs vs. Ama bazıları vardır ki onlar sinsice bekler. O gidenin yerini almaya çalışmak için…Tanıdınız onu, hatırladınız hemen. İşte onlar toprağa girenin ne kadar erken gittiğini, çok yanlış zamanda gittiğini bize açık açık gösteriyor.Unutamayız ki onları. Anılları, Alpaslanları, Muratları, Özgürleri,Efekanları, Optik başkanları, Burakları, Selçukları, Umutları,Necatileri ve adını hafızamıza kazıdığımız onlarca vefat eden abimizi,kardeşimizi..

Onlar bize bir emanet bıraktılar. Adı tribün. Biz onlar gibi sahip çıkamasakta bu emanete, emaneti başkalarına yedirecekte değiliz.. Biz onlar kadar cefa çekemesekte çekebileceğimiz son noktaya kadar çekeceğiz ve gün geldiğinde teker teker onların yanına gideceğiz..Tribün böyledir. Vefalıdır. Geçmişine, kaybettiğine, miraslarına sahip çıkar. Çıkmak zorunda. Çünkü biz abilerimizden böyle gördük,kardeşlerimize de böyle anlatacağız. İnternetin akıcı hızında unutulup gitmesin diye o isimler bu fanzinde yer aldı, gönüllerimizde zaten başköşedeler. Herkeste bunun farkında olsun diye emek verdik günlerce.Umarız işe yarar, bize miras bırakılan değerleri, daha önemlisi bize bu mirası bırakanları asla unutmayacağız. Kalbimiz kurusun ki unutmayacağız.Ebediyete gönderdiğimiz tüm tribüncülerimizin mekanı cennet olsun.
Onları anıyoruz ve özlüyoruz…

Kolaj1

-Sefa vefat etmiş.
+Hangi Sefa?
-Kaç tane Sefa tanıyorsan o Sefa
İnanamadık. Sefa 19 yaşındaydı. Can kurtaranlık yapıyordu. Askere gitmeyi bekliyordu.Kız seviyordu. Para biriktiriyordu. Deplasman kovalıyordu. Okul bitiriyordu. Adam dövüyordu. Kafası yarılıyordu. Abiye saygı biliyordu. Kardeşi sevmeyi biliyordu. 9 gol yiyen takımı için göz yaşı döküyordu. Daha az farklarda gülebiliyordu. Basketbolu çekemiyordu,sırf arma var diye geliyordu. Bagajda yolculuk ediyordu. Korku bilmiyordu. Ulan hepsini geçtim benden büyük Beykozluydu! Yapacak çok işimiz vardı.
Gittim Mezarına o da Tuğrul abisi gibi güzel yer bulmuş kendine Anadolu Kavağı Kale Arkasın da…
“İyi de abi neden öyle diyosun ki şimdi” de hadi bu gece de kulağıma aklımı al gece gece ama meydan da o soğukta oturduğumuz günkü gibi gel yine “Takımına sahip çık” hemde o amına koduğum kırmızı siyah eşofmanınla bu sefer kızarsam ibneyim.

Untitled-1

Boğazın Yargıçlarını uzaktan izliyor gıpta ediyordum ama aralarına girmeye çekiniyordum. 3.Ligde şampiyonluk havasına girmeden önce bi’ kaç deplasmana organizasyonla gittim. Derken arkadaşlarım oldu. Reisle tanıştık. Evet biz 15-20 sene önce o kadar kalabalıktık ki birbirimizi tanımazdık. Tribüne girer bi vücut olurduk. Reisle tanışıklığımız ilerlediği dönemde hiç aklıma Tuğrul gelmedi. Evlendi bıraktı tribünü herhalde dedim. Güçlü, kuvvetli, dirayetli, organizasyon kabiliyeti yüksek, analitik zeka ya sahip bir adamdı Tuğrul çünkü… Bi’ gün rakı içerken duygulandı Reis.Aklına Tuğrul geldi. “Sen tanımazsın bi can dostum vardı.Tuğrul..Herkes den hepinizden farklıydı.” dedi. “Nerelerde ya? O bile bırakırsa vay bizim halimize” dedim. Nereden bileyim trafik terörüne vermişiz dağ gibi Tuğrul’u. O an öğrendim.Tabii ya Tuğrul ölüm olmadan tribünü bırakır mı? Ben de var salaklık.

Ekran Alıntısı

Tuğrul gibi adamları tribünden sadece ölüm ayırır. Yok kavga ettik, yok ceza yattık, yok ailem izin vermiyor, yok evleneceğim bu bahanelerle tribünü bırakmaz.
sonra Tuğrul’u görmeye gittik. Kelle İbrahim’in az altında yatıyordu.Stada tepeden bakan bi yerden. Yeri iyiydi de biz onun yerine hiç alışamadık.

R.I.P. Ciro Esposito

Napoli ve Fiorentina takımları arasında 3 Mayıs’ta Roma’da oynanan 3-1 ‘lik İtalya Kupa Finali öncesinde çıkan olaylarda silahla göğsünden yaralanan Napoli taraftarı Ciro Esposito, 50 gün komada kaldıktan sonra Haziran ayı içerisinde hayatını kaybetti.

3 Mayıstı çıktı yoldaşlarıyla Napolili Ultra Ciro Esposito, koyuldu yollara. Yine armanın peşinde yılmadan usanmadan sonu böyle olacağını bilseydi yine de gidermiydi? Elbette giderdi!

Bilerek ölümü göze alıp dönüşü olmayan bir yolda yürür tribüncüler. Toplum dışı olduklarından haberleri vardır elbet, hatta gurur duyarlar. Niye mi? Niye soruyorsun!
Bilerek ölüme gitmek nasıl bir duygu olduğunu sormayın sakın anlatılacak hiçbir şey yok, seven insan her şeyi göze alır işte. Bir zamanlar birisi çıkıp bu durumu güzelce dile getirmişti hatta….

BrM48rECIAIB4Ni

Eksozların, molozların, yağmaların kıyısından
Onca insafsızlıkların, onca haksızlıkların
Manzarasızlıkların, parasızlıkların
Allahsızlıkların kıyısından
Kimseye ve hiçbirşeye değmeden
Ciğerlerimi yok edercesine koşmak istiyorum
Koşmak istiyorum
Şiirimin ve yumruğumun namusuyla
Kavgaya karşımadan, tutuklanmadan ve küfür etmeden
Kafamı kırarcasına koşmak istiyorum

Avucunu son bir defa, ağlamadan tutmak istiyorum
Gözlerim yüzüne küskün, sazım sevgine suskun.
Saati ayrılığa kurmuşum olmaz teslimiyet
ziyan aklımı senle bozmuşum, içerim felaket
Kurşunlara geleyim istiyorum
Ölmek..ölmek istiyorum sevgilim
Sağ kalırsam affet………

R.I.P. Ciro Esposito

Paylaş..Share on TumblrPrint this pagePin on PinterestShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someone

admin