Taraftar mücadelesi hakkında..

Geçenlerde ekip içerisinde ne yapılabilir sorunsalını tartışırken artık ” almıyoruz ” mücadelesi eskidi, herkes girdi kabul edelim kaybettik dedi genç kardeşimiz. Oldum olası yediremediğim bir şeydir şu kabul edelim kaybettik lafı. Özellikle söz konusu tribünler olunca. O söylediğinde de yediremedim. Ve aramızda ne yapmalıyız diye bir fırtına yaptık.Alan aldı ve biz dışarıda kaldık. ” Alma, Aldırma ” eskidi.Daha başka bir şeyler yapmamız gerek dedi kendisi. Ne bilmiyorum ama mücadele şeklini, rengini, sloganını değiştirmemiz gerek dedi. Halen fikrini söyleyecek bekliyorum ama o günden beri şu kaybettik lafını yediremiyorum.

Futbolun endüstriye kaybedeceği fikrini en azından bizim ülkede, tribünün kültürünün biteceği düşüncesini hiç bir zaman kabul etmedim. Neyse.. Ekip arasında konuşurken, hep beraber içerdekiler ve dışarıdakiler ortak ve daha büyük bir tepki ortaya koyalım mesela dedi.

Peki yine ekip içerisinden çıkan bir cevaptan alıntı yapıyorum;

” Passolig alanlar, terk eden sevgili gibiler. Terk eden ve sonra geri dönen sevgiliye ne kadar güvenebilirsin ? Ya yine seni yarı yolda bırakır, terk ederse ? Bir kere yarı yolda bırakmıştır. Dirayeti yoktur. Bir daha nasıl güveneceksin ? ”

Nedir peki dirayeti bozmaya bahane ?

Kusura bakılmasın ama arma yalnız kalacak, arma sevdası ağır basıyor tam bir kendini kandırmacadır. Amatörde armaları senelerce tribünler piç gibi bıraktı. A takım maçları hariç kimse amatördeki cocukları bir tarafına takmadı. Kimse arma sevdasını pasolig mücadelesine bahane olarak peşkeş çekmesin. Zira kendinizi kandırıyorsunuz.

Bu kırmızı çizgimize tepki olarak passolig almayanlardan ” siz ayrımcılık yapıyorsunuz. Passolig alanları ötekileştiriyorsunuz. ” dendi. Ben, beni satana serzenişte bulunuyorum. Aç gözünü bak hocam.. Yanında olanlar, ağbabalarla bir oldu seni ötekileştirdi. Fakat yine de biz herkese kapımızı açıyoruz. Bu kapıdan çok kart kırıp giren taraftar oldu.

Ne yapmalı peki ? Mücadeleye nasıl devam etmeli ?

Basit.. Almayarak, aldırmayarak . Tribünlere girmeyerek. Pankart asmayarak. Her maç öncesi stadyum çevresinde toplanıp, Lazio ve Roma Ultraları gibi kapıda protesto edeceğiz biramızı içerek.

Tribün grupları bildiri yayınlayacak. Açık ve net şekilde e-bilete hayır diyecek ve unuttukları 6222’den ceza yiyen kardeşleri için adalet isteyecek. Kulübüne diyecek ki,

Lan heyyy. Bak boş yere 6222’den ceza yedi kardeşlerimiz. Kalk bir şeyler yap. Taraftarını koru.

Basına ultimatom verilecek. Her alanda tribünlere özgürlük verilmesi gerektiği belirtilecek. Milli maçlarda bu protestolar sürecek. Milli takım otobüsü giriş yaparken pankart ve meşalelerle taraftar hakkını aradığını bağırarak duyuracak.

Taraftar grupları, aralarındaki husumete ara verecek ve o videolardan imrendikleri Polonya tribünlerine benzer ortak mücadele verecek.

Balka Ultraları gibi ” ahlak kuralları gibi ” husumetlerle ilgili toplanacak. Tribün grupları ortak bir manifesto yazacak ve buna uyacaklar.

Tribüne zarar verenleri ve özellikle tribün içindeki ajan taraftarları kendileri eleyecekler. Yönetimle ilişkiler yakın ama düzenli olacak.

Basın asla güvenilir olmayacak, asla !

Sosyal medyaya karşı tribünde katı kurallar getirilecek. Tribünde yaşanan tribünde kalacak.

Yasaklara karşı yasakçı çözümler değil, çözüme yönelik kararlar alınacak.

Taraftar hakları dernekleri desteklenecek. Ve bu dernekler federasyonlaşıp, TFF içerisinde söz sahibi olacak. Aynı zamanda bu taraftar federasyonu TBMM’de spor adına verilen kararlarda söz sahibi olacak.

Alt Liglerde taraftar hakları korunacak. TARAFTARLAR VE TRİBÜNLER, KULÜPLER ÜZERİ OLACAK.

Tribünler söz sahibi olacaklar.

Kulüplerde, taraftar beklentileri karşılanacak. ( Tribün fonksiyonları adına )

Endüstriyel futbola olan duruş, en önemlisi olacak.

Gerek bilet fiyatları, gerek maç saatleri, gerek ürün fiyatları, gerek tribün içinde taraftar aksiyonları için taraftara söz hakkı tanınacak.

En önemlilerinden biri bunların hepsi haklar ve sağlam iradeler çerçevesinde olacak.

Bu benim manifestom ve benim ütopyam. Ve ben endüstriyel futbol karşıtı münferit bir Ultrayım. Mücadelemin çıkar yolunun buradan geçtiğine inanıyorum.

Peki ya sen ? Senin tribünler için çözüm önerilerin nedir ? İleride çocuğuna bırakacağın tribünler için kuşkuların neler ? Çözüm önerilerim hakkında ne düşünüyorsun ? Sence sağlam bir tribünün kaynağı nereden geçiyor ?

Gücümüz birliğimizden gelir.

Gündeme Not: Gerçek tribünler bekliyor. Azalan, seyircilerle birlikte karakterli futbolculardır. Kalite yandaşlıktan değil adamlıktan gelir. Peki kaliteli taraftar nedir ? Biz vandallara kalitenin tanımını yapabilir misiniz ?

İmajını bozmaya çalıştığınız taraftarın bir alt kültürü var. Ama sizin kaliteniz karma maçlarınız gibi, anlamsız açılış konuşmalarınız gibi, ses yarışmalarınız gibi, beyaz sandığınız programınız gibi KARA!

sopalifanzin@sopalipankart.com

Bize yazın. Bize düşüncelerinizi, eleştirilerinizi, çözümlerinizi, şikayetlerinizi yazın. Yeter ki yazın.

Dediğimiz gibi, gücümüz birliğimizden gelir.

 

Ultra Kalın.

Paylaş..Share on TumblrPrint this pagePin on PinterestShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someone

admin