Sopalı Pankart Romanı #2

Haziran 2014 Türkiye tribünleri için bir kırılma noktası mıydı yoksa kendi içimizdeki hislerin dışa çıkması mıydı bilemedik. Sıcakların yeni bastırdığı bir günde bu olaya giriştik. “Ulan bu ülkede fanzin kültürü bitiyor” dedik. Bir tribün için değil tüm tribünler için çıktık yola. Bu yola çıkarken bu kadar ivme kazanacağımızı bilmiyorduk tabi ki…

Bir günde “Sopalı Pankart” ismine karar verdik. 1 hafta logosuna. Kafamızda manifestomuz belliydi. En yalın tabirle “modern futbola karşıydık”
Günler birbirini kovaladı site hazırlandı, fanzin için yazılar toparlandı ama ben nasıl heyecanlıyım. Sopalı Pankart grubunun yaşça en küçük üyesi olarak ilk defa yazdıklarım, çizdiklerim basılacaktı ve belli başlı bir kitleye ulaşacaktı. İçimde garip bir heyecan, garip bir his vardı. O zamana kadar kendi tribünümün fanzinlerini temin etmiş ve bloglarını da okumuştum. Fakat bu iş için dirsek çürütmemiştim. Liseden bu yana (2.üniversitemi okuyorum) ultra tribün kültürünü öğrenmek için girmediğim blog, gezmediğim forum kalmadı. Çoğu kez grubumuzdaki bir abimi bu konuyla ilgili sık sık rahatsız ederdim. Aramız bu konularla sıkılaştı. Sağolsun beni Sopalı Pankart ekibine de o layık gördü. Neyse ultra kültürü diyorduk. Acayip bişey. Türkiye’de son 2-3 senede herkesin dilinde olan bir mevzuya senelerimi verdim açıkçası ama bunu yaşamam için maalesef çok zaman geçti. Sopalı Pankart ekibinde ise tam olarak oturdu.
Yazının adı “Sopalı Pankart Romanı 2” 1.sini bu yola çıkmamızı sağlayan değerli büyüklerimizden biri yazmıştı. Aradan ise neredeyse bir sene geçti. Bu seferde 2.sini ben yazayım dedim. Kalemimiz edebiyat kokmuyor ama içimizden samimice akıyor mürekkepler buna emin olmanız bizim için önemlidir.
Sopalı Pankart’ın 16. Sayısını okuyorsunuz. Biz birinci sayısı hazırlarken açıkçası olayın buralara geleceğini tahmin etmiyorduk. Ya da ben tahmin etmiyordum diyeyim. Daha doğru olur. Ama verilen emek, özveri ve tüm tribünlerden gelen güzel desteklerle Sopalı Pankart 2. Senesine doğru emin adımlarla gidiyor.
Bildiğiniz gibi Ağustos 2015’te Sopalı Pankart Fan Subculture bloğu yayına başladı. Amaç ise taraftarların da bir iç dünyası olduğu ve bu dünyada neleri yaşattıkları, yaşatmaya çalıştıklarıdır. Footballgroundhopping olma yolunda (yani “tribün tribün gezen çekirge”) yeni adımlar da atmaya hazırlanıyor. Türkiye’de ilk olması da Sopalı Pankart ekibi için büyük bir sorumluluk ve onurdur. Ayrıca blogta fanzin, sticker, bira, birçok tartışmaya yol açan keyjıl sitili, soul müzik ve daha bir çok inceleme raporu mevcuttur.
Bloğun verdiği zevk her zaman bambaşka olmuştur. Lise yıllarımdan bu yana değişik bloglarda yazdım bu yüzden bu işin keyfini ve eziyetini çok iyi bilirim. Bizler bunu yaparken son derece keyif alıyoruz. Umarız sizlerde bloğu takip ederken pişman olmazsınız ve severek takip edersiniz.
Efendim ne diyorduk. Sopalı Pankart 2. Senesine doğru gidiyor. Evet gidiyor ama nasıl gidiyor?
Sopalı Pankart ekibi birçok takım taraftarının içinde bulunduğu bir gruptur. Bizler bir sayı çıkaracakken hatta twitterda bir tweet atacakken bile tartışan insanlarız. Çünkü amacımız yanlış anlaşılmak değildir. Sizlere doğruyu eksiksiz iletmektir amacımız. Bizim amaçlarımızın arasında (bana göre) en önemli mesele ise ülkemizde ultra tribün kültürünün yayılması ve gelişmesidir. Bizler bu uğurda birçok fedakârlık yapıyoruz. Fanzini okurken, twitterda bir tweetimizi okurken, sitemizde/bloğumuzda bir raporu ya da makaleyi okurken şunu unutmayın; bunları yazan insanlar, işlerinden, okullarından, ailelerinden, sevgililerinden fedakârlık ederek emek veriyor ve tribün kültürünün gelişmesi için mücadele ediyor. Kimi zaman vizelerinden zaman ayırıp yazısını yetiştiren arkadaşların olduğu kimi zaman iş yerinde molada fikirlerini bize söyleyen abilerimiz kimi zaman da projelerinin arasında tasarım çıkarmaya çalışanlarımız. O kadar karmaşada en büyük özveriyi “Sopalı Pankart” a vermek bizler için büyük bir zevktir.
Biraz da kendi adıma konuşmak istiyorum.
Dediğim gibi bu ekibe Sopalı Pankart’ın kuruluş döneminde katıldım. Ama sizlere samimi bir şey söylemek istiyorum. Ben bu ekibe ne katmak istediysem onlar bana 10 katını kattı. Bu önemli bir gerçek ve realitedir. Ötesi yok. Her sayıda bende sizler gibi yeni şeyler öğrendim, bildiklerimi pekiştirdim ve yanlışlarımı düzelttim. Sonuç olarak son 1.5 senede ben Sopalı Pankart’a ne kattıysam daha fazlasıyla karşılığını aldım. Sizlere de bişeyler katmıştır umarım…
Sopalı Pankart tribün hayatımın çizgisini değiştirdi desem yalan olmaz.
Diyecek çok söz var ama “Sopalı Pankart Romanı #3” e saklamayı düşünüyorum.
Bu konuları ve fazlasını uzun uzun konuşacağız. Eğer hala yaşıyor olursam.
Saygı ve sevgilerimle. Ultra Kalın

Paylaş..Share on TumblrPrint this pagePin on PinterestShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someone

admin