Positiv Läktarkultur

28 Yaşında sıradan bir AIK taraftarı Erik Johansson 2011 de başlayan modern futbola karşı direnişlerini, İngiliz modern futbol karşıtı taraftarlar tarafından yayınlanan STAND -Against Modern Football- Fanzin’in 1. sayısındaki bir röportaj da anlatmış. Bugün kendi ülkemizde yaşadığımız E-Bilet sorununa karşı İsveç tribünleri gibi birleşmemiz umuduyla, yapılan bu röportajı sizlere Türkçe olarak aktarıyorum. İyi okumalar dilerim.

Untitled-1

 

Positiv Läktarkultur – Positif Tribün Kültürü, tüm bunlar nasıl ortaya çıktı ve isveç tribün akımında rol aldı?

PTK’nın nedenini anlamak için öncelikle İsveç holiganizmi hakkında bazı temelleri bilmeniz lazım:

Bazı büyük ve organize gruplar ile bir çok yerde yeni yeni türemeye başlayan gruplar aracılığıyla İsveç Holiganizmi adını duyurmaya başlamıştı. Ama bu holigan­lar, stadyum içerisinde veya çevresinde kavga etmiyorlardı. Bu tutum gruplar ara­sında ortak bir karardı ve uzunca bir süredir uygulanıyordu. Bu tarz aktivitelerde yer almak istemeyen taraftarların yakınında kavga etmek, gruplar tarafından saygısızca, sportmenlik dışı ve onursuz bir hareket olarak görülüyordu.

İsveç tribünlerinde bu düzeni bozan birkaç olayı 2011’de yaşadık. İlki Ocak ayındaki Djurgården ve AIK arasındaki Hokey derbisindeki holigan çarpışmasıydı. Bu olaydan sonra AIK ve Djurgården gruplarıyla görüştük ve iki tarafta aynı görüşteydi: ‘’Aramız­da boşluk olmaması çok üzücü’’ İki grupta tribünlerin ayrı durmasını istiyordu çünkü ‘’kavga buraya ait değil’’ di.

Bu olay kendini üç küçük olayla daha takip etti. Bunlardan biri, Allsvenskan* başla­rında bazı gençlerin (delikanlıların) birbirlerine torpil atmasıydı.

Medya sert bir şekilde İsveç Tribünleri bildirilerinde izlediği tutumu değiştirdi. Ga­zeteler sanki çığlık atar gibi büyük siyah başlıklarla ön sayfalarını dolduruyorlardı: ‘’Holigan faciası!’’, ‘’Holigan çatışmaları, yeniden!’’, ‘’İsveç futbolu ölmek üzere’’ Futbol ve Hokey taraftarları (Aynı klübün taraftarları oluyor) bu manşetler karşısında ser­semlemiş durumdaydılar.

Holigan çarpışması aslında tam olarak iki tarafın çarpışması değildi,hiçbir holigan birbiriyle fiziksel temasa geçmemişti, sadece torpiller atılıyordu. İlliyet bağı belliy­di: medya stadyumların tehlikeli, holiganların kavga ettiği bir resimle lanse ediyor.

-hiçbir münferit bunu kabul etmesede- politikacılar ve toplumsal bazı ikonlar bunu paylaşılmaya zorluyordu.

Sonuçta Futbol kulüpleri, markalarının sürüldüğü bu batalıkta para kaybediyordu.

Konu o kadar ilerledi ki politikacılar yeni yasalar hakkında konuşmaya başladı. ‘’Ho­ligan Yasası’’ adı altında bir yasa mevcuttu ama hiçbir dava vekili böyle demokratik olmayan bir yasayı kullanmaya cesaret edemiyordu. Bu öyle bir yasaydı ki, vekillere, futbol taraftarlarına maç günlerinde hareket kısıtlaması hükmünü verme hakkını doğuruyordu; hemde yargılamadan!

Genç futbol taraftarları, kimi 13 yaşında, ‘’Gelecekte illegal davranışlarda yer ala­bilmesi’’ nedeniyle potansiyel suçlu damgasıyla sahalardan uzaklaştırılıyor, yasak­lanıyordu. Politikacılar yargılama olmadan hapis cezası vermenin olasılığı tartışıyor, şüphelendikleri herkesi cezalandırmak istiyorlardı.

Çözüm netti: bir lobi grubuna ihtiyaç vardı. Taraftarlar organize olmalıydı. Biz AIK bağlarımızı, yani ultras grupları, kullandık ve onların yardımıyla diğer tüm takım ta­raftarlarına ulaştık. Bir v çözüm yolu bulmadan konuşmalarımızı sonlandırmıyor­duk. Hepsi konuya dahillerdi.

Büyük bir toplantı çağrısı yaptık ve bir iletişim sistemi kurduk. Bir heyet ve alınan kararları tribünlerinde uygulayacak her takımdan taraftarların bulunduğu bir çalış­ma grubu oluşturduk. İsveç futbolunun gördüğü en organize protestoyu planlama­ya başladık. Kötü haberciliği değiştirmek ve geri tepmek adına yola koyulduk.

‘’Futbol tehlikeli değildir!’’, ‘’İsveç Tribünleri sadece çatışma yerleri değildir!’’, ‘’İsveç taraftarlığını kötü yöne çekmek isteyen kişileri kabul etmeyeceğiz!’’

Ultra gruplar sayesinde İsveç ve İskandinav tribünlerinde modern futbola karşı çoktandır verilen bir mücadele var. Positif Tribün Kültürü’nin gerçekleştirdikleri ve medyadaki olay kaydı oldukça harika. Bu durumun arkasındaki neden sence nedir?

İronik, olarak ultralar ve ultralara yakın gruplar protestolara en bağlı kişilerdi. Ama bu hareket bir şekilde farklı olmaya zorluyordu. Bu zamanda, ultralar yalnız değildi. Benim gibi insanlar, hiçbir grupla alakası olmayan sıradan taraftarlar, bu işe karış­mıştı.

Bu beklenilmeyen durum tüm stadyumlara yayılmıştı ve sadece organizi ultralar tarafından değildi. Tüm ortak taraftarların ultralarının tarafını alması bu hareketin güvenirliliğini artırdı. Maçlara çocuklarını getiren babalarla benim gibi insanlar ku­lübümüzün bu durumdan etkilendiğini gördük ve ilk defa tepki göstermeye karar verdik.

Bu yeni organize olmuş taraftar boyutu ile yeni bağlantıların ve ağların bulunduğu çevre kullanılmaya başlandı. Her yerden destek aldık. 55 yaşındaki Djorgarden taraf­tarı bizi ulusal radyoya çıkardı, bazı GAIS taraftarları gazetelere çıkmamıza yardımcı oldu ve buna benzer durumlar. Futbolu seven işadamları, çeşitli kurumlar ve ortak futbol taraftarlarının katkılarıyla para topladık. Devasa bir ağa ulaştık ve topluma yayıldık. Birleşmiştik ve yeterliydik.

Tüm büyük takım taraftarları PTK’yı destekliyor, bu başlangıçta nasıldı ve taraftarlar arasındaki eski ve şiddetli rekabetle nasıl mücadele ettiniz?

İlk önce şu önemli meseleye bir cam kadar açıklık getirmek gerek: ‘’Biz arkadaş değiliz, birbirimizle konuşmak istemiyoruz ve gerekmedikçe konuşmayacağız. Bu­gün ortak bir problemimiz var; kulüblerimize karşı bir tehdit. Hadi bu problemden kurtulalım ve asla konuşmayalım.’’ Bu basit ifade olmadan, çoğul bir katılım elde edemezdik. Başlangıçta tüm İsveç takımlarının taraftarlarının olduğu buluşma ayar­ladık. Her kısımdan taraftar oradaydı.

Benim gibi sıradan insanlar, ultralar, firm’ler (çeteler). Birbirleriyle konuşmadılar, hatta yüzlerine bile bakmadılar. Sözcümüz, ön sırada yerini aldı ve şunu söyledi: ‘’Merhaba. Hepinizden nefret ediyorum. Hadi işe koyulalım!’’ Bu noktadan sonra ha­reketimiz profesyonel bir tavırla şirket gibi büyüdü.

Herhangi bir gruptan ve ya gazeteden olumsuz geri dönüş aldınız mı? Aldıysanız nasıl devam ettiniz?

İlk olarak, çoğu gazeteci ve gazeteler, bireysel olarak rencide olmuş gibi davran­dılar. Bizzat kötü gazetecilik. Agresif yayıncılıklarını korudular ve tribünler hakkında daha kötü yazılar yazmaya başladılar. Bir çoğu PTK hareketine saldırdı. Ama bir şan­şları yoktu. Beklenilmeyenin aksine organize olmuştuk.

Bloglarda, Facebook’ta ve mail aracılığıyla mesajlarımızı yaydık. Yeni tip pankartlar tribünlerimizi donatmaya başlamıştı. Bu pankartlar takımımıza karşı duygularımız­dan veya polis karşıtı sloganlardan oluşmuyordu, yaşı büyümüşcesine ciddi pan­kartlardı. Gazeteciler, sıradan taraftarların ‘’Medya-Sorumluluğunu al!’’ yazılı afişler taşıdığını görünce şaşırıyorlardı. Öncesinde ‘şiddetten dolayı stadlardan uzaklaşan aileler’ diye başlık atan gazeteler, o ailelerin ‘’Medya- Doğru yansıt ya da hiç yansıt­ma!’’ yazılı afişlerini görünce nasıl tepki vereceklerini bilemiyorladı.

Modern futbola karşı savaşmak için en önemli kanal nedir?- var mıdır?

Düzgün oynamak. Ulaşabildiğimiz her toplum kanalını kullandık. İsveçteki her ga­zeteciye ‘’web sitemizde yeni bir cevap yayınladık’’ diye mail attık. (500 kişilik bir liste oluşturduk!) Youtube’a videolarımızı yükledik, Facebook’ta tartışmalar başlattık ve yüzlerce blogda yer aldık. Tribünlerimiz hakkında yalan yanlış yazmaya cesaret eden herkese ve her yere ulaştık.

Untitled-12

Bu gerçek futbolu kurtarma savaşı tüm Avrupaya yayılmış durumda, bazıları sava­şı çoktan kaybettiğimizi söylüyor. Ama hala, taraftarlar gitmeyi bırakabilir, boykot edebilir ve haksızlığa karşı gürültü çıkartabilirler. Organize olup, oyuna olan aşkla­rından dolayı saati tersine çevirmek isteyen İngiliz taraftarlara ne demek istersin?

Organize olun. Koşullarınızı belirleyin ve ortak hedefinize karar verin. Arkadaş de­ğilsiniz, meslektaş değilsiniz ama futbolun resmini değiştirecek sahiciliktesiniz. Tri­bün kültürünün sertçe hasar aldığı İngiltere için, ben şu tarz sloganları kullanırdım: ‘’Geri alma zamanı’’, ‘’Tarihi birleştirme zamanı’’, ‘’Holiganları yasaklamak istediniz, ama hepimizi yasakladınız!’’, ‘’İngiliz futbolunu eski haline getirmenin zamanı geldi’’

Britanyadaki tüm potansiyel mücadelelerin, sadece holiganları geri getirmek için değil sıradan insanları ve kaybettiğimiz ruhu geri getirmek için verileceği insanlara aktarılmalı, hatırlatılmalı.

En büyük problemimiz tribün holiganlarının değil, medyanın İsveç futbolunun ru­hunu öldürdüğünü insanlara hatırlatmak oldu. Bizler sadece medya ya karşı sava­şan holiganlar değiliz, bizler insanız!

Çeviri: Clockworkultra

 

Paylaş..Share on TumblrPrint this pagePin on PinterestShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someone

admin