Peki ya sizler?

Aslında dilimde tüy bitti tabiri caiz ise aynı şeyleri yazmaktan. Ama yazacağım.Düzelene kadar bu sistem, bizler tribünlerde özgürce hareket edene kadar yazacağım. Belki bir gazeteci yazar, ya da futbol tartışma programlarındaki satılmış hokkabazlar gibi lafı evirip çeviremem ama direkt söylerim.

İtalya’da “No Alla Tessera” sloganıyla başladı herşey. Atalanta, Milan, Lazio, İnter tribünleri bu sisteme alet olmayacaklarını açıkladılar. Sistem taraftar karttı. E-Biletti kısacası Passolig işte. Amaç tribünleri ve deplasman tribünlerini fişlemekti. Kim nerede ve nereye gitti takibini sağlamaktı. Aklı selim tribün grupları ise SİSTEMİN ONLARI BECERMEK İSTEDİĞİNİ en başında anladılar ve posta koydular. Hoş, İtalyan tribünlerine ne hükümet ne de polis tam anlamıyla direnebiliyor. Ruh var adamlarda. Özgürler.

O güzel Beyoğlu’ndaki güzel mücadelemizin üzerinden ise onca zaman geçti. Dedim ki tamam. Sezon ortasına kadar bu sistem kalkar. Tutamaz zaten. Tribüncüyü kafeslemek ne demek ! Hiç de düşündüğüm gibi gitmedi. Passolig uygulaması için bazı gruplar ve münferitler hariç hiç bir taraftar grubu yazıp çizmedi. Organizasyon yapmadı, davalara katılmadı. Benim için tribünlere ihanettir ve açıklaması olamaz. Biz takımımızın yanındayız diyen dostlara ise söyleyeceğim tek şey, yetim bıraktıkları kendi renklerinin amatördeki mücadelesi hakkında ne düşündükleri!

Neyse.. İstanbul kulüplerinin taraftar grupları bu olaylara sessiz kaldı. ultrAslan, Gfb, Çarşı. Hoş Çarşı son zamanlarda mücadelesini bayağı bir arttırdı fakat asla gerçek bir tribün mücadelesi izlemedik. Üstüne üstlük passolig almayan protesto eden gruplardan UniFeb, passolig kartını cebine koyacağını açıkladı. Ardından Anadolu Yakası facebook sayfasından tribünde yer alacağını açıkladı.

Bununla birlikte büyük ölçüde kan kaybetti tribünler. Hiç bir şekilde bunun açıklaması olamaz. Ve buna hiçbir şekilde bahane üretilemez. Bunları gayet iyi bilen tribüncüler dostlar var. Umarım bir an önce durumun farkına varırlar.

TFF’nin yeni uygulaması hakkında bir şeyler söylemeden önce koreografi ve pankart konusuna değinmek istiyorum. Bilindiği üzere geçen sezon ve bu sezon tribünlerde koreografiler mevcuttu. Passolig uygulaması olan maçlarda açılan koreografiler vardı. Lan bu emek demeden önce Sopalı Pankart okuduğunuzu ve buna en çok önem ile değer veren ekibin kaleminden çıktığına dikkat ediniz. Tribün kültürünü özgürce yaşatmak isteyen bizler emeğin hakkını sonuna kadar veren ve savunan insanlarız. Fakat böyle bir passolig uygulamasını olduğu tribünlerde, tribünsel faaliyetlere tamamen karşıyım. Eğer passolig senin tribünündeyse ve sen bu uygulamaya karşıysan futbol tribünü faaliyetlerini bırakmalısın. Passoligi protesto eden grubun pankartı tribünde de olmaz. Nihayetinde bazı stadyumlarda pankart asmak ve açmak yasak. Bahane reklam panoları ! Buna dur demek yerine tribünlerde koreografi açıp pankart asıyoruz ! Kardeşini satma güzel dostum.

Parantez içinde, güzel kardeşim cebine passolig koyup o tribüne giriyorsan ultra ürünü giyme. O tribünde koreografi açıyorsanız da tribüne ultras pankartı asmayın.

Geleyim TFF uygulamasına..
Saha ve tribün kapatma cezalarına değişiklik geldi. Önceden 4 ihtardan sonra seyircisiz olan maçlar şimdi hangi bölümde küfür (kötü tezahürat diye bir şey yok) ediliyorsa o tribün kısımlarının passoları iptal ediliyor. 2 haftada toplam 9 tribün kapandı.

Bunlardan Bursa’nın tüm tribünleri, Fenerbahçe’nin deplasman tribünü, Adana’nın Maraton ve Güney Kale arkası ,Karşıyaka’nın maraton ve kapalısı, Konya’nın Kuzey tribünü, Giresun’un maraton tribünü ve Göztepe’nin Kapalı ile maraton tribünleri iptal edildi. Takip eden diğer haftalarda da kapatılan tribünler mevcuttu. Böyle bir durumda passo sayesinde tribün kapatma cezaları olmayacak,tribünlerde küfür olmayacak söylemleri akıllara geliyor. Peki böyle bir durumda cezalar neden var ? Tribünler kapanacaksa passolig neden var ?
Yaklaşık rakamlara bakacak olursak, Hasan Doğan Sezonunda Sivas-Galatasaray maçında 5.500, Mersin-Beşiktaş maçında 10.500, G.Antep-Kasımpaşa maçında 2.000, Konya-Akhisar maçında 15.000, Trabzon-Bursaspor maçında 9.860, Osmanlı-Kayserispor maçında 2.600, B.Şehir Belediye-Antalya maçında ise 2.200 taraftar vardı. Almanya tribünleri ise ilk maçında ortalama 40.000 kişiye oynadılar.

Sonuç olarak yine ilk sayıdan beri anlattığımız sonuçlara varıyoruz malesef. Bu sistem tutmuyor. Şiddet tribünlerde değil, medyada, yöneticilerde ve federasyonun içerisinde. Bunun çözümü yine taraftarda olacak. Ama cebe passolig koyarak değil. Protesto ederek, passolig ve 6222’yi kaldırarak.

Taraftarın tek ses olarak yumruğunu masaya vurması lazım. Taraftarın benliğine vurulan bütün zincirleri kırması lazım. Evet zor gibi görünen bu durum yazının da başında belirttiğim gibi İtalya’da düşman olan tribünleri bile birleştirdi ve e-bilet sistemi uygulanamadan kalktı.

Bizler hayatını tribünde bulan bir kaç iyi adamız. Bizi bu ülkede seven pek kimse de yok. Bize holigan, maganda bin bir sıfat bularak aşağıladıklarını da biliyoruz ama umrumuzda değil. Hayatımız tribünümüz ve uğruna canlar verdiğimiz takımımızsa bunun için sisteme boyun eğmemeli mücadele etmeliyiz. Sopalı Pankart bu mücadelede elini taşın altına koymaya devam edecektir. Peki ya sizler?

Paylaş..Share on TumblrPrint this pagePin on PinterestShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someone

galacasual