Nerde içelim #1 | Mıllwall Englısh Pub

Nerde içelim serisinin ilk yazısı olacağı için biraz bu bölümden bahsedelim. Kısaca hepimiz bira sever insanlarız. Hepimiz beğendiğimiz birahaneleri (belki de rakıladığımız yerleri) yazacağız. Aslında eskiden bira meşrubat sınıfındaydı kahvelerde, çay bahçelerinde gazoz yerine söylenebilirdi. Yeniden o günlere dönmek dileğiyle ilk durağımız Millwill Engilish Pub ‘a bakalım.

Millwill Engilish Pub adını ilk duyduğumda koşa koşa gittim. Beklentiyi çok yüksek tutmayın. Ya da benim gibi içeride bir sürü İngiliz ‘in olduğu barda maç günü besteler söylenen bir yermiş gibi hayal etmeyin.

Mekan Kadıköy de eski Olimpiyat ‘ın arka sokağında kalıyor.  Olimpiyat da kral mekandı franchising kafasıyla Benzin oldu. Bi kere gitmedim. Akmar pasajının alt kapısına neredeyse karşı karşıya kalıyor. Hiç bilmeyenler için Beşiktaş vapurundan iner inmez dümdüz yürüyüp ışıklardan karşıya geçip, starbucks ‘ı görünce sağa sokağa girip sağ tarafa bakmanız gerekiyor. Hergün 09-:00 – 02:00 arası açık. Rezervasyon yapılabiliyor.

Bu kadar adres tarifi yeter. Dışarı dan baktığımızda kış bahçesi olan alalade bir bira eşliğinde maç izlenen bir yer havasında. Dışarı da tv var ve maç günleri full olur. Ben genelde Cumartesi öğlen saatlerinde tercih ederim ya da Arsenal maçına denk getiririm. Belki bir gün Arsenalliler gelir diye ümit ederim hep. Millwall Türkiye ekibi bence bi gün burada buluşmalı. ( Öyle bi ekip var mı? :) Yoksa bile kurulsun Atletico Madrid Türkiye bile varken çok geç kalınmış.) Bu arada Milwall taraftarı atkı ve formalarla burada maç izliyormuş.

Makanın içi tam bir İngiliz barı. Kış günleri içerde yeteri kadar içerseniz eve çift katlı kırmızı otobüsle dönmeye çalışabilirsiniz. Ahşap iç mimari otantik İngiliz bar havasını veriyor. Barda oturmak çok keyifli olmuyor. Bar dışında köşe masalar oldukça rahat kalabalık gruplar için çok kullanışlı. Mekan içinde kırmızı telefon kulübemiz bile var. Millwall armasının olduğu bilimum ürün duvarları süslüyor. Üst katta şömine var diyorlar. Sevgilisiyle romantik sıcak şarap içenler olduğu rivayet ediliyor. Hiç merak edip çıkmadım bile. Yemek konusunda da oldukça başarılı olduğu söyleniyor. Hiç denemedim. Bir iki kızartma tabağı dışında ilgimi çekmedi. Genelde yemek sonrası takılırım. Bira ile patlamış mısır veriyorlar her zaman bana.

Gelelim asıl mevzuya Biralar: İstanbul da çok yerde bira içtim bu kadar fazla çeşit birayı sadece bu mekanda gördüm. 55 çeşit olduğu söyleniyor :) Zeytin suyu gibi tuzlu acı London Pride dark birası bu tarz bira sevenlerin favorisi. Bu aralar tribüncülerin yeni moda mekanda içtikleri bira Guinnes dark bira nonic pint bardakta veriliyor. Benim gibi birayı nasıl içtiğinize de dikkat ediyorsanız. Bardak koleksiyonu çok geniş. Carlsberg ince uzun bardak çok keyifli. Geleneksel Efes ve Tuborg çular için seçenekler mevcut ama buraya gidip bu biraların şişesini istemeyin. Adam gibi Arjantin bardağa koysunlar için, hanımlarımız için de balon bardak söyleyelim.

Servis çok kaliteli, mekan çok hijyenik. Temizlikte hiç sıkıntı yok. Garsonumuz mekanın tarzına uygun şekilde skin girl tarzıyla Miray ablamız. Oturup iki muhabbetin belini kırmışlığımız yok ama o müziklerin içinde tüm gün çalışmaktan nefret ediyordur eminim. Old Engilish Pub da house,trance dans müziğini kısık seste dinleyip duruyoruz. Hiç anlamış değilim. Hiç sevmeme rağmen pub dan içeri girerken kulağıma Yesterday çalıyor gibi geliyor ama nerede?

Barın kötü tarafları kötü müzik ve bira fiyatları. Özellikle ithal biralar çok pahalı. 2-3 yabancı bira içip kalkmanızı başka yerde sarhoş olmanızı öneriyorum. Yoo burada içicem sevdim diyorsanız Bomonti den devam edeceksiniz. Ayrıca kokteyl ve shot ‘ları da başarılı. 

 

 

Paylaş..Share on TumblrPrint this pagePin on PinterestShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someone

semtimiz sevdamiz