Münferit Sevdalar / Beylerbeyi

Yaz aylarının son günleriydi. Semtte oturup iki muhabbet edebilecek adam bulmakta bile zorluk çekiyordum. Kimi tatilde kimi ise memleketindeydi. Tek başıma sahile inip mahallenin kahvesine oturdum çayımı içerken gözüm televizyondan gelen habere takıldı Türkiye Kupasında Kocaelinin Derince Beld. takımı ile eşleştiğimizi gördüm. Direk gidilir mi,otobüs yapılır mı diye kafamda kurmaya bi yandan da telefonu kurcalayıp bizim çocuklara ulaşmaya çalıştım. Maça daha 1 hafta vardı tek sorun maçın hafta içi oynanacak olmasıydı. Bir kaç arkadaştan memleketteyim lafını duyunca hafif duraksadım o ara telefon çaldı x arkadaş arıyordu..

-Derinceye gidiyoz dimi abi, gidelim nolcak bi saatlik yol
-Nasıl gidicez lan kimle gidicez maç çarşamba otobüs yapamayız araba var mı sende?
-Araba yok otobüsle gideriz şehirler arası olmaz mı?
Biraz düşündükten sonra kafama yattı napalım yani otobüs yapamıyosak bir iki kişide olsa bayrağımızı oraya götürmeliydik. İlerleyen günlerde yine telefon trafiklerine girdik ama nafile adeta tüm semt memleketinde tatilinde. İstanbulda olan da tatilinden yeni gelmiş dolayısıyla işinden bir daha izin alamıyor. Ne yaptık ettik 4 kişi olduk . Salı gecesi semtte toplanım nasıl gideceğimizi ne yapacağımızı konuştuk ama cepte kişi başı yaklaşık 13-14 lira var. Sabah Harem terminalinde buluşup ordan geçecektik maça.Stadı az çok biliyorum (Alpaslan Türkeş Stadı) bulunduğu bölge icabı daha önce oraya bir deplasman daha yapmıştık 150 kişi civarı ama o zaman tren vardı ve stadın yanından geçiyordu neredeyse. Neyse gidecektik bi şekilde sabah oldu kalktım hazırlık falan derken büyük bi bayrak vardı onu da yanıma aldım. Geçtim durağa ama kafamda hala bu kadar parayla nasıl gidip gelicez hesabı vardı. Otobüsle Üsküdar’a geçtim ordan yürüme Harem’e giderken diğer iki arkadaşa rastladım. Onlarda yanında ufak bi pankart için bez ve sprey getirmişler. Geçtik Harem’e x arkadaşlada buluştuk ama henüz saat çok erkendi. Haremden Çiçekçi mahallesine çıkan ve İstanbulun çoğu yerinin gözüktüğü o merdivenlere geçip oturduk sohbet muhabbet pankart derken saatte ilerlemeye başlamıştı. Toparlanıp ufaktan terminale geçtik. Geçtik geçmesine ama kime sorsak bilet 20 lira öğrenciyiz desekte aynı 20den aşağı yok. Birine yanaştık 4 kişi pazarlık falan derken 13 liraya bağladık biletleri. Atladık otobüse deplasman yolculuğumuz başladı başlamasına ama indirimli olduğumuz için resmen ceza niyenite en arkaya oturttular bizi. Bilmiyolar ki bu adamlar zaten hep arka koltukları sever :). Otobüste 4 kişi olsakta deplasman otobüsü havasından aşağı kalır yanı yoktu. Birisi sehpaya vurup ritim tutuyo diğeri cama bizde beste türkü aklımıza ne gelirse…

Bırakın diğer müşterilerin bizden şikayetçi olmasını eşlik edenler bile vardı şarkılara türkülere. Öyle böyle İzmite geldik amcak Derince ilçesini geçmiştik yakın bi servis durağında bizi indirdiler. Ordan Derince servislerine bindik. Derincenin merkezinde tekrardan indik. İndik inmesine ama ortalıkta hala stad yok. Yüksek bi yere bakıyorum deniz gözüküyo, stadın deniz kenarında olduğunuda biliyorum ama nasıl gidicez neyle gidicez bilmiyorduk epey yol var gibi gözüküyordu. Durağa yanaştık yaşlı bir amcaya;
-Selamın Aleyküm dayı bu sahil tarafında bi stad var oraya nasıl gideriz en yakın?
-Aha bak şunla..

Arkayı bi döndüm yarım otobüslerden dayıya eyvllah çekip otobüse atladık atlamasına ama ne otoüse verecek para nede kocaelinin otobüs kartlarından vardı. Şoförle tartışmaya başlamak üzereydik ki genç bir arkadaş kartını bize uzattı. (Daha sonra bu arkadaşla muhabbetimizde Hodri Meydan tribününden olduğunu, İstanbul Eyüp deplasmanına giderkende kendisinin aynı şeyi yaşadığını öğrendik). Otobüs stadın ordan geçerken indik geçtik stada kocaman bi alan ne su satan var nede başka br insan. Allahım nasıl bi yere düştük biz stadın etrafında bi tur atalım dedi deplasman girişinin az yukarısında bi kahve gördük. Severiz kahveleri direk geçip oturduk. Maç saatini orda beklemeye başladık kağıt okey derken maç saati geliyordu. O ara bi iki yönetici gördük hoşbeş naber ayakları bekleyin size bilet alalım ordan geliriz tekrar dediler ama onları takan kim. Cepte 3-4 lira bozuk para, kalktık deplasman girişine geldik maça 1 saat gibi bir süre vardı ama hala gişede kimsecikler yoktu. Beklerken içerden sesler gelmeye başladı demire tırmanıp içeriye baktım ki polisler ve bi kaç güvenlik bizleri içerde bekliyor. Neyse orda da bi laf dalaşı falan bütün paramızı biletlere verdik. Stada girdik bayrağımızı pankartımızı astık tribüne, henüz maçın saha 20. dakikasında 2-0 geriye düştük. ufaktan 4 kişi takımı ateşlemeye çalıştık ve başarılı da olduk penaltıdan golü bulduk. Sonuç her zaman ki gibi hüsran, 2-1 kaybetmiştik ve başladığımız gibi Türkiye Kupasına veda etmiştik. Kendimizi maça o kadar kaptırdık ki dönüş hakkında hiç birimizi bir şey planlamamış, düşünmemiş. Pankartları toplayıp staddan çıktık, hatta orda biraz bekleyip takım otobüsünü ne pahasına olursa olsun semte alkışlarla uğurladık. Onlar dönüş yoluna geçti ama biz napıcaktık? Söylemeden edemicem açlıktan stadın üst sokağındaki markete de imzamızı attık :)
Yürüme olarak ana caddeye çıktık. Bi kaç kişiye otostop çektik ama nafile alan yok. Sorduk soruşturduk express otobüsler varmış.Sanırsam gebzeye kadar gidiyodu tam hatırlamıyorum. Trenler kalkınca bunları sefere sokmuşlar. O otobüse bindik ama ne kart ne para. Zaten iki durak aradı epey mesafe express olduğu için, ne kadar gitsek kardır bizim için dedik. Para olmadığı için durumu şoföre aktarmaya başladık böyleyken böyle. Allah razı olsun o adamdan muhabbetimiz sarınca;
-Durun sizi Kartal otobüse bindirim ordan daha yakın, daha kolay gidersiniz..
diyince için biraz da olsa ferahladı. Bahsettiği otobüse durakta yanaşarak..
-Bu arkadaşları al bizden bunlar
demesi bizi İstanbula bir adım daha yaklaştırmıştı. Neyse Kartal’a geldik metroya indik ama bu seferde bizim İstanbul kartlarda para yoktu :) x arkadaş güvenliğe durumu izah ederken diğer iki turnikelerden atlayarak geçti, ee tribüncü adam biliyo durumları. Yok olmaz derken bi bayan birimiz için akbil bastık turnikeyle ikimizde geçtik.. Sonuç olarak yorucu bi deplasman olmuştu ama değmişti her şeye, içimde hiç pişmanlık duygusu yoktu.
Semt tribünü olmamıza rağmen yıllardan beri Belediye, İl ve İlçe takımlarına karşı mücadele ediyoruz. Bu süreçte ne yönetimden bir kuruş para, en ufak bir yardım nede deplasmanlar için en ufak bir istekte bulunduk. Elimizden geldiğince bu semtimize en iyisini vermeye çalışıyoruz. Yaklaşık 3 senede ortalama 65 metreye yakın el emeği pankartlarımız yapıldı. Bunları yaparkende aramızda bir havuz oluşturarak topladığımız paralarla yaptık. Kısacası semt tribünün olarak, imkansızlıklara karşı bu tribünü ayakta tutmaya çalışıyoruz. Ne mutlu semtine sahip çıkan tribün çocuklarına. Beylerbeyliler olarak tribün kültürünü yaşatmaya çalıştık ve bundan sonra da devam edeceğiz.
Ultra kalın…
Beylerbeyliler Taraftar Grubu

Paylaş..Share on TumblrPrint this pagePin on PinterestShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someone

admin