Masumiyetiyle Kader’imize hükmeden filmler

Başlıkta da belirttiğim izlemiş olanların aklına az çok hangi filmler olduğu gelir. Sinema dünyasına Dostoyevski akımı getirmiş, toz pembe hayaller üzerine kurulu ve gerçek hayattan soyutlanmış filmlere darbe vuran yönetmen Zeki Demirkurbuz’un filmleri. Masumiyet ve kader..

Kaderle başlayayım izninizle;

Gayet samimi bir şekilde başlayıp ve aynı samimiyetle biten film bir sonun başlangıcı olarak kabul edilmesi gerek. Çünkü Kader filmi bileceğiniz üzere bir buçuk saatlik dilimin sonunda Bekir ve Uğur’un konuşması sırasında bitiyor ve Masumiyet filmi devamı olarak gösteriliyor.
Bekir kendi halinde, bebe ruhi tiplemesinde ve efendi bir mobilya satıcısı. Uğur ise mahalle tarafından tanınmış tabiri caizse ortalık malı olmuş ve Bekir’in uğruna her şeyi yaktığı hayat kadını. Filmin teması bence sadece bir kelimeyle sınır değil, sırasıyla;

Karşılıksız aşk
Ümitsizlik

Önce karşılıksız aşkı ele alalım.
Bekir Uğur’u gördüğü ilk günden beri ona karşı bir şey beslediğini içinde bir yerlerde biliyor.. Bunu sizlerde biliyorsunuz pek tabii. Ama gel gelelim ki Uğur Bekir’e değil Zagor denilen psikopat ve bir çok tribüncünün sevineceği üzerine bir polis katili. Bekir, Zagor ile Uğur’un arasındaki ilişkiyi bildiği halde bile Uğur’u sevmekten bir an bile vazgeçmiyor. İşte karşılıksız aşk dediğimiz olay burdan sonra başlıyor.
Delikanlı adamsınız vesselam, sizden bir şey isteyeceğim, Kader filmini bir daha izleyin ve kendinize sorun karşılıksız aşk nedir? Diye.
Mantık yürütünce gerçekten karşılıksız aşkın Bekir’in Uğur’a beslediği aşk değil mi ?
Peki biraz daha açalım; Varsayalım ki bir kızı seviyorsunuz deli gibi aşık ve saplantılısınız yine varsayalım ki kız bu duyguların hiçbirini size beslemiyor. Hala seversiniz değil mi ? Evet. Burada hemfikiriz.
Peki ya sizin duyduğunuz duyguları başkalarına duyuyorsa ? Hala mı seversiniz ? Hmm.. Burada biraz duraksıyoruz. Erkek adama ters durum.
Peki hayat kadınıysa ? “Yok birader olmaz, racona, tabuya uymaz.” İşte sizin racon dediğiniz şeyi tek kelimede yıkan bir adamın filmi bu. Tabuları yıkan, milleti kendine güldüren bir adamın filmi..
Bir diğer çıkardığım sonuç ise –kendimce- Aşk denilen duygunun ne kadar yüce ve sadece bir kez insanın başına gelecek bir şey olduğu. Dünyaca ünlü bir yazarın da dediği gibi: İnsan yaşamı boyunca bir kişiyi sever. Önceki ve sonrakiler; Birer arayış, kaçış yada aldanıştır.. Bence yapılmış en iyi tespitlerden biri. Sizce ?

Ümitsizlik.
Evet bence bir diğer Tema ise ümitsizlik.
Kaderdeki son sahneden sonra Bekir karısını çocuğunu ailesini bırakıp Uğur’un yanına yerleşir. Ve bildiğiniz üzere bir daha da dönemez zaten. Her neyse, Yıllar boyunca Uğur’un pavyondaki şarkılarını dinlemeye gider ve her zamanki masasında rakısını yudumlayıp Uğur’u hayvani duygularla kıskanır çok defa silah çeker ve çektiği gibi geri yerine takar. Çünkü Bekir erkekliğini Kader’in son sahnesinde masaya bırakıp gitmişti.
Yıllar boyunca Zagor’u bıkmadan ziyaret eden Uğur’un bir gün bıkmasını bekleyen Bekir’in ümitsizliği burada başlıyor. Ve kıskançlık uğruna bir gece… Neyse söylemeyeyim çünkü izlememiş olan arkadaşlarım vardır.. Bekir’in aşkı her adamın kaldıramayacağı türden bir şey gibi görüyorum.. Umarım bu yoğunlukta seveceğimiz biri çıkar.

Ufkumuzu genişleten bizi huzurlu yataklarımızdan uyandırıp ‘Bu hayatın bir de bu yüzü var” diyen Zeki demirkurbuz’a ne kadar teşekkür etsek az.. Tabi bunu bize yansıtan Ufuk Bayraktar’a da.

“Masumiyet”iyle “Kader”imizi değiştiren insanlara selam olsun.

Benim yazım burada bitiyor.. Umarım beğenirsiniz.

Bölüm sonu canavarı; http://www.youtube.com/watch?v=uaUdUPAq3wQ

#raskolnikov

Paylaş..Share on TumblrPrint this pagePin on PinterestShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someone

galacasual