Local takımların Siyasallaşması

Futbol kamuoyunun klişeleri vardır. Hadismiş gibi kimse söylemekten bıkmaz. Ortada bi algıya oynama var ama herkes akıl tutulması yaşar gibi o lafları tekrar eder. Mesela ‘Acının rengi olmaz’, demekki “düşman” tribünden biri ölmüş ama kendi tribününden biri öldürmemiş. O yüzden destek olmak lazım hem de reklamımız olur. Ama ebilete hayır diye omuz omuza olalım dersin ‘ben o ibnelerle yanyana bağırmam’ der. (Ayrımcı iki yüzlü yavşaklarız çünkü)
Konumuz da ki kiliseye geleyim. ‘Futbol”a siyasel karıştırmayın.’ tamam deyip konuyu kapatmak lazım.
Bosman kanunları köleliği kaldırdı ama serbest piyasa ekonomisini futbola en üst çizgiden soktu. Futbolcular kölelikten kurtuldu ama mal oldular. Futbolcu borsası, Futbol piyasası, bütçe, kar, zarar lafları futbolun kendisi oldu. Aslında endüstriyelleşme orada tavan yaptı.
Rakamlar büyüdü, büyüdükçe endüstrinin harcayacak daha çok paraya ihtiyacı oldu. Bazen mafya babalarına, bazen sponsorlara, bazen siyasete bulaşmak zorunda kalındı. Bu başarı uğruna klüp değerleri hiçe sayıldı. Taraftar ne der diye düşünen kalmadı bile.
Bunun yanına klüp içinde ayrı bir seçim demokrasi, delege, kongre, lafları döndüğü için bu alanda da bir siyasete ihtiyaç duyuldu. Burada başkan adayları taban yakalamak için klüp değerlerini kullanmak yerine, Ankara da ki dayısının siyasi tabanını kullanmaya başladı.
Bu ortamda siyasesileşmeye gelene kadar neler konuşulması lazım. Efes Pilsen reklamını göğüs reklamı yapamazken, bahis şirketini (tekelini) lig adı yapabiliyorsun. Biri insana zarar verirken diğeri tüm topluma, kültüre hatta yaşam biçimine zarar veriyor.
Lokal takımlarda bu iş nasıl işliyor. Aynı modellerle, Adana Demir yıllardır Aytaç Durak (MHP ki belediye başkanı) tarafından taciz ediliyor. Finanse etsede etmesede. Ankaragücü, Göztepe, Diyarbakır, Trabzon, Samsun. Bunlar da hep aynı sorunlar oldu. Bursa şampiyon oldu, tarikat şampiyon yaptı diye söylenti çıktı.
Başkan diye getirilen kuklalar ya kara para akladı, ya kendi komüsyonlarına baktı, ya da güce yaptı. Saydığım bu şehirler geniş kitleler, İstanbul un küçücük semtlerine ne oluyor?
Bu gün bir haber aldık. Gaziosmanpaşa stadı yıkılacakmış. Anadolu Üsküdar kendi semtinde misafir. Hala arazi var, stat yerine düğün salonu yapıyor belediye. Zeytinburnu, Beykoz, Bakırköy terk edilmiş durumda bu takımlar tam bir batık gemi herkes birşeyler koparmaya çalışıyor.
Bir de bu işten hala nemalananlar var. Ümraniye mesela… Sakın Ümraniyeliler kızmasın onlarlık bişey yok. Şampiyon oldular, seneye 1. Ligdeler. Doyasıya hakları. Bir sonraki senede süperlig inşallah. Bu yazıyı okuyan diğerleri seneye %30 unuz Ümraniye ‘ye deplasmanda gidecek stadın kapasitesini bilen var mı? Stadın yolunu bilen var mı? Bir araştırın bakalım.
Hele arması için ulusal radyoda ağlayan Kasımpaşa taraftarı ne olacak? Böyle bir siyasi yapılanma görülmedi. Tribünler için çok tehlikeli bir durum.

Bir de bu işin sol örgütlerin Tek Yumruk ismiiyle tribünlere yerleşmesi ve Milliyetçi taraftarlar birliği adı altında bir oluşumu var ki durum gerçekten fecahat…

Yazının devamı ve can alıcı noktası 21. Sayı Fanzin de olacak. Bu arada siz semtinize, şehrinize gelen siyasetçiye atkı takmaya devam.

Paylaş..Share on TumblrPrint this pagePin on PinterestShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someone

semtimiz sevdamiz