Lıberta’ per glı ultras !

Türkçesiyle Ultralara Özgürlük olarak bilinen Liberta Per Gli Ultras İtalyan Curvalarının dünya ultralarına motto ettiği bir söz. İtalya’da tribün olayları sonrası tutuklanan ultralar için Roma taraftar grubu C.U.C.S’ın ( commande ultra curva sud ) bir maç esnasında tribünlerde pankart olarak açmasıyla dünya bu sözü ilk kez işitti. Kısa süre sonra tribünler ortak bir slogan olarak benimsedi bu sözü.

İtalya’da Curva Oluşumu…

Ultra ve Curva Kültürünün Tarihsel Gelişimi…
İtalyanların ateşli tribün oluşumları aslında tarihin çok eski dönemlerine dayanır. İtalyanların damarlarındaki tribüncülük, İstanbul’daki Hipodrom’dan, Roma’daki Kolezyum’a oradan da Fransa’ya Nimenes şehrine kadar uzanır. Büyük arenalarda düzenlenen ve kana dayalı olan oyunlar İtalyanları – o dönem Romalılar- ve Roma’nın hakimiyetindeki birçok ırkı etkiler. Özellikle Cermenler, Gotlar, Vizigotlar ve Galyalılar (Fransızların ataları) bir süre sonra kendi arenalarını kurarlar.

Arena sahasındaki savaşçıları ve oyuncuları ateşleyen bir unsur vardır. Bu unsuru bugünkü Ultra oluşumunun atası olarak kabul etmek de hiçbir behis yoktur. Sahadaki oyuncuyu ve savaşçıyı tribünler ateşler. Tribünler sahadakilerin isimlerini haykırırlar. Bu hadise bugünkü tezahüratın da atasıdır aynı zamanda. ( Ultralar işte bu kültürü benimsedikleri için oturan değil ayakta, seyirci değil taraftar isterler. Bunun mücadelesini de Curva tribünlerinde verilir. İleride detaylı anlatılacak.)

Öyle ki büyük gladyatörlere açılan pankartlar Roma tarihçileri tarafındanda da işlenmiştir. Ultraların neden defne yaprağını simge olarak kullandıklarını uzun uzun anlatmayacağım. Ancak çok kısa değenelim. Çünkü bunun da tarihçesi var.
Defne yaprağı Roma’da soyluluğun simgesidir. Roma armasında defne yaprağının arasına yerleştirilmiş çift başlı kartal simgesi, Roma’nın sonsuza kadar yaşayacağını simgeler. Defne yaprağı sonsuzluğu, kartal ise gücü ve kudreti simgeler. Bu yüzden arenada bazı sporcuların defne yaprağı arasına yerleştirilmiş kafaları ve takımların armaları dönemin en önemli simgesel olaylarındandır. (Defne yaprağının arasına Roma Halkı Ordusu ve Senatosu anlamına gelen S.P.Q.R’ında kullanıldığı olmuştur)
Tıpkı bu dönemde defne yaprağı arasına yazılı Ultras yazısında olduğu gibi…
532 yılında ise Nika Ayaklanması tribünlerde meydana gelen kitlesel ayaklanmaların en büyük ve en güçlü olanıdır. Nika sözcüğü aslında bir tezahüratın adıdır. Nika latincede fetih etmek ve zafer kazanmak anlamına gelmektedir. O gün de Sultanahmet’teki Hipodromu dolduran Yeşiller’in taraftarları takımlarını bu tezahüratla destekler.Nika Nika Nika…!
Maviler ile Yeşillerin o günkü karşılaşmaları sahadan çok tribünler açısından önemlidir. Yeşil ve Mavi’ye gönül verenler tıpkı günümüzde olduğu gibi, o dönemde de maç günü sokaklarda kendi belirledikleri toplanma meydanlarında buluşup arenaya topluca giderlerdi.Sokakta karşılaşıp kavga etmeleri de bugünkü holiganizm akımının ilk nüve olarak kabul edilir.

Mavi ve Yeşil’e olan tutku tıpkı bu dönemki arma sevdalılarının, adanmış hayatların tutkusu gibiydi.

İsyan günü Güney’de Yeşiller, Kuzey’de de Maviler vardı. Bugün kü Curva oluşumu buradan gelir. En ateşli taraftarlar arena’nın latince ismiyle Curve denilen bölümlerinde yer alırlardı. Bu ateşli taraftarlar müsabakalar boyunca yerlerine hiç oturmazlardı. Bu durum zamanla İtalyanca’ya Curva yani Kale, Kale koruyucuları ve en bilinen haliyle Kale Arkası Tribünü olarak evrilmiştir.

13 Ocak 532’de imparatora karşı başlayan isyan -İmparar Justinyanus mavileri desteklerdi- futbol tribünlerindeki çok bilinen bir protestonun da doğmasına sebep olacaktı. Günümüzde ultraların tepki amacıyla maç esnasında tüm kale arkası tribününü boşaltmaları Nika ayaklanması sırasında tribünlerde yapılan protesto ritüelinden gelmektedir. Yeşiller İstanbul’daki -dönem adıyla Konstantinople- yaşam standartlarının düşürülmesi ve çeşitli ekonomik sebeplerden dolayı imparatora tepki amacıyla Hipodrom’un kendilerine ayrılan 30 binlik bölümünü boşaltırlar. – Fubol maçlarında kale arkaları ve ultraların tribün boşaltmalarındaki tepki kültürü buradan gelmektedir. Bu protesto yöntemi daha sonraları siyasi eylemlerde de kullanıldı-
Mavilerse bu esnada stadda kalırlar.Çünkü onların şimdilik imparatorlar bir zoru yoktur. Ancak dışarıda bir isyan kazanı da kaynamaktadır. Yeşiller imparatorun kendilerini dikkate almamalarına tepki gösterir. İmparator Justinyen yeşilleri dinlemeyi kabul eder ve ordu komutanı ve Bizans tarihindeki en acımasız ama aynı zamanda en klas generalerrinden Belisarius’u Yeşiller’in lideriyle görüşmeye gönderir.
Görüşmeler sonuç vermez. İmparator sarayına çekilir. Ancak şehirde bir savaş başlar. Dönemin Bizans valisi otoriteyi korumak amacıyla ücretli askerlerini yeşillerin üzerine salar (Bizans’ın bu ücretli askerleri o dönemin polisidir. Ultra kültüründe var olan polisle çatışmak o dönemden gelen bir gelenektir belkide ) Ancak olaylar sırasında Bizans’ın ücretli askerlerince Mavi’lerden bir kişinin öldürülmesi isyan alevini adete bir volkana dönüştürür. Mavi’lerde bu şiddete katılır. Birleşen Mavi ile Yeşiller Valiliği basar yangın çıkarırır.( Gabrielle Sandri’nin polis kurşunuyla öldürülmesi sonrası Roma Lazio taraftarlarının ortak düşmana birleşmesi gibi)

Bu yangın tüm Sultanahmet meydanını sarar ve İmparatorluk sarayı ile Ayasofya’ya da sıçrar. İmparator Justinyen son bir umutla halkı hipodorama çağırır ve Yeşiller’in her istediğini yerine getireceği vaadini verir. Bu esnada imparatorluk yanlısı zengin tüccarlar Mavi’lerin liderleriyle anlaşırlar ve Maviler isyandan çekilir. (Bu da tıpkı bu dönemki kulüp başkanlarının taraftarlarla kendi çıkarı için işbirliği yapması gibi. Türkiye’de çok örneği var. Değinmeye gerek yok )
Hipodroma gelen yeşiller büyük tuzağa düşerler. 30 bin kişi Hipodrom meydanına kıstırılmıştır. Justinyen kendini sağlama almak amacıyla yine de şehri terk etmeye karar verir ama karısı Teodora bunu engeller. Hipodrom’un içinde sıkışan yeşillere Belisarius’un komutasındaki özel Bizans Birlikleri müdahale eder. 30 bin kişi önce oklanır ardından kılıçtan geçirilir. Öyle ki şehir günlerce kan ve ceset kokar.
Bu olaydan sonra üç yüz yıl boyunca Hipodrom’daki oyunlar, yarışlar yasaklanır. Hipodrom sadece simgesel bir anlam taşır. ( O dönem çıkarılan 6222 sayılı yasa diyorum ben buna)
Gelelim Ortaçağ’a. İtalyanların içindeki tribün ateşi biter mi hiç? Ortaçağ İtalya’sında birçok şehir devleti egemenlik sürmektedir. Bu da bölünmüş bir İtalya demekti. Bu şehir devletlerinden beşi ön plana çıkar. Bu beş şehir bugünkü İtalya’da Ultra Curva oluşumunun da en güçlü olduğu şehirlerdir. Venedik, Milano, Papalık ( Roma ), Floransa ve Napoli…
İtalyan tribünlerinin futbolculara verdiği Gonfaloniere ünvanı yani kabaca bir türkçe terimle sancak, bayram adamı bu dönemde oynanan futbola benzer oyunda takım kaptanlarına verilen ünvanın ismiydi. Floransalılar’da, Machiavelli’ye göre bu ünvanı şehri yöneten üst kuruldaki yöneticilere vermişlerdir. Bu ünvan dediğim gibi daha sonra futbolculara verildi. Roma’da Totti, Milan’da Maldini takımlarıyla özdeşleşen Gonfaloniere yani Bayram Adamı oldular. ( Türkiye’den Bülent Korkmaz’da tribünler tarafından bu ünvanla onurlandırılmıştı )
Ultra Bir Kültür; Tarihsel Bir Mirastır
Avrupa’ya İtalya üzerinden yayılan Ultra kültürü ve Curva tribünü bir anda olan bir hadise değildi.Geçmişe dayanan bu kadar derin izleri var. İtalya’da bulunduğum süreçte Ultra kültürüyle ilgili birçok araştırma ve görüşmeler yaptım. Birçok insan yukarıdaki hikayeleri bire bir anlattı. Bunun bir kültür From The Father Sun babadan oğula geçecek ve yaşatılacak bir eser olduğunu vurguladılar. İtalyanlar özellikle Milano, Roma, Floransa, Toscana ve Napoli bölgeleri bu kültürü yaşatmakta kararlılar. Bunun içinde Curva’larında mücadelelerini sürdürecekler…
From Father The SunGörüldüğü üzere eski ile yeni arasında pek de fark yok. O zaman ultraların karşısında ücretli ordu askerleri vardı, şimdi ise devletlerin her taraftara vurmasının arkasından çift primle ödüllendirdiği kolluk kuvvetleri.
O zaman da dönemin hükümdarları tarafından oyunlara alınması yasaklanan halk ve şimdi 6222 sayılı kanun.
Kültüre dahil bildiğim bir şey varsa Ultraları dışarıdan kimse yıkamaz yeter ki birbirlerine girmesinler. Yumruk ancak yumrukla kırılır çünkü…

Liberta Per Gli Ultras…

#OldSchool-SPF7

Paylaş..Share on TumblrPrint this pagePin on PinterestShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someone

admin