Kulübü Büyük Yapan Taraftarıdır

Geçmişten günümüze futbol, futbolcu, kulüp, statlar değişen düzen içerisinde çoğu sisteme yenik düşerek sistemin bir parçası oldular. Sistemin getirdiği her yenilik hatalı diyemeyiz ama getirilenlerin çoğu ya uygulanışı bakımından ya da getirilişi bakımından hatalı oldu Bu hataları gün geçtikçe daha fazla anlıyoruz. Daha güzel zemin, daha konforlu stat, daha fazla ürün derken futbolun ruhuna ve özüne yanlış düşen hareketler yaptık. Ruhumuzu kaybettik. Taraftarlık olgusu yerini seyirciye binevi müşteriye bırakıyor. Tabi buna direnenler de var. Taraftarlık olgusunu binbir zorluğa rağmen hala yaşatmaya çalışanlara selam olsun. Verdikleri mücadele nesilden nesile gelmiş olan taraftarlık duygusu ve kültürüdür.

IMG_20141029_164747

 

Futbolu gün geçtikçe tepe yönetimdekiler nasıl bitirmeye başladılarsa aynı şekilde tribünleride bitirmek için uğraş veriyorlar. Amaçları taraftarlık olgusunun yerini seyirci alsın. Halbuki taraftarlık olgusu geçmiş dönemden bugüne kadar yerini korumuş bir vaziyette. İleride çocuklarımıza bırakılacak bir olgudur. Aslına bakarsanız günümüzdeki sistemin en güzel örneği milli maçlarda yapılan protestolar oldu. Sahada oynanan futbolu, teknik direktörün oyuna olan yönetim biçimini beğenmeyen seyirciler maça girebilmek için bilete verdikleri paranın karşılığını almak istiyorlar. Karşılık olarakda güzel futbol, bol gol istiyorlar. Olmayıncada protesto ediyorlar. Halbuki maçlara taraftarlar gelse hiçbirşey öyle olmaz. Takıma gerektiği zaman gerekli desteği verir. Gerektiği zaman protesto hakkınıda kullanır. Ama daha dikkatli bir şekilde. Verilen ücrete değil sahadaki oyuna bakılır. Formaya olan bağlılığa bakılır. Ve daha bir sürü şey. Yeri gelmişken söylemek gerekir. Futbolcular, teknik heyet, yönetim kadrosu herkes seyircinin gösterdiği bu protestodan sıkılır, isyan eder oldular. Asgari ücretin açlık sınırının altında olduğu bir memlekette Brezilya ile özel maç yapmak için dünyanın parasını verenler sahada oynanan futbolu ıslıklayan seyirciye kızma, darılma hakkını nasıl kullanabiliyorlar anlamak mümkün değil. Ülkemizdeki futbolun hali ortadayken, altyapılara yapılmayan yatırımlar göz önündeyken ve daha bir sürü şeye yatırımlar yapılması gerekirken 90 dakikalık bir rezalet için neden dolayı bu denli bir ücret ödenir anlamak mümkün değil. Boyalı basın bu konunun üzerinde duracağına bir iki satırlık yazılarla geçiştirdiler. Bu paralar nereden çıkıyor, niye böyle boş yere harcanıyor. Bunların hesabını kimse neden dolayı sormuyor veya soramıyor. 4 gol yemek için verdiğiniz o paralar birçok kişinin emeğidir, alınteridir, hakkının verilmediği insanlardan çıkmıştır. Gün gelir onlar sizlerden gereken hesabı sorarlar.

Nerde kalmıştık…Taraftar grupları tribünlerde baya etkin, baya ses getiren oluşumlardır. Kimi gruplar kulüp adının bile önüne geçer bir vaziyete geliyorlar. Bu da gruplar için büyük bir güç olmuş oluyor. Bu gücü düzgün bir şekilde yönetebilmekde oldukça zordur. Onlarca insanın yerini gün geçtikçe yerini binlerce insana bırakır. Bu birlikteliği koruyabilmek içinde türlü sistemler vardır. Kulüp yöneticileri bu güçlerin önüne geçebilmek için bu taraftar gruplarına yönelik türlü oyunlar oynamışlardır. Çünkü yöneticilerin amacı daha fazla kar edebilmektir. Daha fazla kar demek daha fazla para demek. Kulüpleri bir ticari kuruluş gibi işletmeye çalışıyorlar. Oysa taraftarlar buna karşıdır. Kulübün elbette para kazanması gerekir. Elbette varlığını devam ettirmesi için maddi kazanç gerekir. Ama bunun için taraftar ruhuna aykırı hareketlerden kaçınmak gerekir. Kulübün gerçek sahibi taraftarlar ile mücadele etmek yerine ruhsuz futbolcular ile mücadele etmek gerekir.

Daha fazla başarı elde edebilmek için kaliteli futbolcular yerine ruhunu, mücadelesini ortaya koyan futbolcular gerekir. Dünyanın en zengin kulübü olmak yerine futbola ve taraftara olan saygının, kalitenin doğru adresi olmak daha uygundur. Bizler geçmişte de vardık, gelecekte de var olacağız. Bizleri bitiremeyeceksiniz. Yeri gelecek “gole sevinmeyenler” diyeceksiniz. Yeri gelecek “esrarkeş” diyeceksiniz. İnsanlara kötü göstereceksiniz. Ama şu bilinmelidir ki geçmişten günümüze kadar bu taraftarlar kulübü bu günlere getirdiler. Deplasman yasaklarını dinlemediler, tribünlerde günlerce emek vererek devasa pankartlar yaptılar. Mesafe tanımaksızın en uzak deplasmanlara gittiler. Yoğun yağmur yağışı değil taş yağışlarına maruz kaldılar. Aç kaldılar, kolluk kuvvetlerinden joplar-biber gazları yendi. Her türlü cefayı çektiler. Amaçları gönül verdikleri takımlarını yalnız bırakmamak. Her zaman yanlarında olabilmek. Kulübe karşılıksız destek olmaktır.

Tribünlerin er yada geç taraftarın olacaktır!

#EmekçiPankart

Paylaş..Share on TumblrPrint this pagePin on PinterestShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someone

admin