Kaşar Ekmek Ayran Hadi Buradan Yaylan

Türkiye’de tribünlerde ki dostlukların,kardeşliklerin pekişmesinde futbol ve stadlardan sonra ki en önemli olgu,kaçınılmaz olarak tabiî ki basketbol ve salonlardır..
Maçların İnönü stadyumunda oynandığı dönemde,şüphesiz tribünü ortak öznesi yapan insanların ikinci buluşma adresi oluyordu o 7000 kişilik spor sergi salonu..
Birbirleriyle tribünde tanışan,armaları hayatlarının ortak öznesi yapmış olan insanlar 80’lerin başında,buhrandan çıkmış durumdaydılar..Askeri ihtilal dönemini yeni yeni atlatmış insanlar bu buhranlı dönemi atlatmak için kendilerini spor müsabakalarına vermişlerdi..Hafta içi veya hafta sonu fark etmeksizin,buluşma noktası olmuştu İnönü stadyumu ve Spor Sergi..
Özellikle inönü’de oynanan maçlardan sonra,bu işe gönül vermiş tribün emekçileri,diğer seyirciler maçtan sonra galibiyet coşkusu ve mağlubiyet hüznü ile evlerine dönerken onlar hızlı adımlarla Spor Sergi’nin yolunu tutuyorlardı..Çünkü illa ki futbol maçlarından sonra bir basket maçı da olurdu salonda..

Nasıl ki inönü’de kapalı tribünü kapabilmek için gecelemeler oluyor,bu uğurda kavgalar çıkabiliyorsa,Spor Sergi’de de ‘’bayraklı tribün’’ü kapma yarışı vardı..Belki de insanların tek stadyuma ve tek salona hapsolmalarının en güzel,en keyif verici yanıydı bu tribün kapma mücadeleleri..

Spor müsabakalarının günümüzde ki gibi endüstriyelleşmeden ne kadar zevkli olabildiğinin en büyük kanıtıdır spor sergi ve mücadeleler..Taraftarların birbirine,o 7000 kişilik salonda üstünlük sağlama mücadelesi,satılan yiyecekler,şimdi ki gibi öyle profesyonel bench’lerin,soyunma odalarının olmayışı..hepsi bu oyunu daha da anlamlı kılan olaylardı o zamanlar..
Bayraklı Tribünü kapma mücadelesi her ne kadar meşakatli ve zevkliyse burada maç seyretmek te bir o kadar zevkliydi..Tribünler hemzemin oluşundan dolayı,insanı birleştirir..Hangi sınıfsal temelden olursanız olun,bütün insanları aynı hizaya getirebilir..Böyle bir özelliği vardır tribünlerin..Sokak serserisi diye adlandırılan insanla ,haz’a İstanbul beyfendisi elele kolkola takımının tezahüratını en içten en saf şekilde söyleyebilir..80’ler başında ki tribünlerde bunu çok içtenlikle görebiliyoruz zaten..

Spor Sergi’de taraftarın yiyebileceği en güzel yiyecek kaşar ekmek ve ayran’dı..Tabii bunun pide&ayran,simit&ayran versiyonları da çokça görülürdü..Kaşar ekmek ayran satan seyyar satıcılar eğer maç esnasında tribündeyse ve insanların önünden geçişininde izlemelerine mani oluyorsa kimse hakaret etmez hatta uyarmaz,fakat iş uzadı mı herkes hep bir ağızdan ‘’kaşar ekmek ayran,hadi buradan yaylan’’ diye tezahürata başlardı..Bu kadar da saf ve içten’di insanlar..

Her güzel şey gibi Spor Sergi dönemi’de bitti bir süre sonra..ta 80’lerde en üst seviyeye çıkan basketbol tribünleri bir anda inanılmaz bir düşüş gösterdi..Önce Abdi İpekçi salonu,sonrasında Akatlar Spor Salonu,Caferağa,Haldun Alagaş gibi salonlar açıldı..
90’ların başıyla artan ve 2000’lerin ortalarına kadar uzanan taraftarlar arasında ki kavgalar ve Tribün Anarşisi buralarda da devam etti..Ama büyük derbiler hariç insanlar artık neredeyse hiç gelmiyordu tribünlere..Sadece kemik tayfa olarak adlandırılan,su topu dahil olmak üzere her amatör branşı kovalayanların buluşma noktalarından biri olmuştu yine salonlar..
Sadece Spor Sergi’nin yıkılması değil,endüstriyelleşme de,Türkiye’de salonların boş kalmasının en büyük nedeni oldu..Belki çok büyük salonlar yapıldı,inanılmaz markalar takımlara sponsor oldu,sporcular en kaliteli malzemeyi kullandılar ama salonların boynu bükük kaldı bu seferde..Zamanında tribün kardeşliğinin pekişmesinde ve büyümesinde en önemli etken olan salonlar..
Farkında değiliz ama endüstriyelleşme spora zerkedildikçe yavaş yavaş,istemeden bizlere de zerk ediliyor..Ne o eski dostlukları bulabiliyoruz tribünlerde ne de o saf ve ‘’rantsız’’ sevgiyi..

stay_ultra

Paylaş..Share on TumblrPrint this pagePin on PinterestShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someone

galacasual