Endüstriyelleşmeye Doymayan Futbol

Futbol geçmişten günümüze kadar doğru veya yanlış gelmiş bulunuyor. Bundan sonrada bir şekilde devam edecektir. Ancak şimdiye kadar gelinen nokta ile bundan sonraki nokta arasında çok fazla fark olacağını tahmin etmeye bile gerek yok. Eski tribüncü abilerimizden dinlediğimiz, eski futbolcuların ağızlarından çıkan sözlere denk geldiğimiz, efsanevi başkanların neler yaptıklarını az çok öğrendik, öğrenmeyede devam ediyoruz. 90’lı yıllara kadar herşeyin güzel olduğu. Futbolun bu derece endüstriyelleşmemiş dönemlerinde yaşayanların futbola olan bakış açıları ile şimdikiler arasında çok fazla fark olduğu kesindir. Futbolu futbol olduğu için sevenlerin yerini futbolu para için sevenler yer almaya başladı.

Futbolun en önemli yeri altyapısıdır. Altyapı kavramı ülkemizde daha doğru düzgün yerine oturamadı. Paraya doymak bilmeyen kulüp yöneticileri olduğu sürecede altyapı yerini sağlamlaştıramayacaktır. Çünkü altyapıya önem verip takıma oyuncu kazandırmak yerine büyük paralar verip yıldız oyuncular almayı tercih ediyorlar. Dünya tarafından tanınan bir oyuncuyu almak demek her türlü gelir elde etmek demek oluyor. O futbolcu takıma fayda sağlar mı sağlamaz mı diye bakılmadan yapılan transferleri biliyoruz. Bunun nedenlerinden başlıcalarıda bilet fiyatlarını artırmak, forma satışında artış elde etmek, kombine satışını artırmak, sponsor sayısını artırmak, vs.vs. diye sayabiliriz. Futbolcunun takıma fayda sağlaması yerine tribünlere oynamasını sağlıyorlar. Bu da kalitesiz futbolu ortaya çıkarıyor. Genç nesili önemsemeyi ön plana çıkarıyor. Kendi altyapısından yetişen bir futbolcu dışarıdan alınan yabancı futbolcudan daha değerlidir. Gelecek vadediyor. Oysa yabancı yıldız futbolcu alınması durumunda kafasına estiği şekilde oynuyor. Nasıl olsa parası garanti ve yerli futbolcudan daha fazla para alıyor. Daha fazla para almasındaki sebep yıldız futbolcudan sağlayacağı gelirdir. Reklamlar, forma satışları vs. sebeplerden ötürü. Altyapıdan gelen bir futbolcunun forması yeteri kadar satılmaz. Onunla reklam yapamazsın. Ancak takıma girdiği andan itibaren yüreğini koyarak oynar. Varsın şampiyonluk getirmesin. Ancak taraftarın gönlünü kazanır unutulmaz futbolcular arasına girer. Oynadığı kulübe bağlılığı vardır. Sahadayken küçük takım büyük takım diye bakmadan mücadelesini verir. Ülkemize büyük ücretler karşılığında gelen yabancı futbolculara bakacak olursak eğer kaçı kulüplerinde kalıcı olmuştur düşünmek gerekir. Geldikleri vakit yer gök inler. Tüm satışlarda patlama yaşanır. Ancak sportif anlamda kulübün doğru düzgün başarısı yoktur.

Bir futbolcu için forma giymek ne kadar önemliyse taraftar içinde forma bir o kadar değerlidir. Futbolcu oynadığı maç başına para kazanır ama taraftar sevgi, onur ve gurur kazanır. Formalarda bizler için çok önemlidir. Eski formalara baktığımız zaman üzerinde reklam yok bir şey yok. Sadece kulübün amblemi veya Türk bayrağı var. Sırtında da forma numarası. İşte günümüzde kutsal sayılan formalardan birisidir bu formalar. Fenerbahçe için Lefter forması diyebiliriz. Forma bir kulübün en büyük gelir kaynaklarından birisi oldu. Endüstriyel futbolun gelişmesi yüzünden formada değerini kaybeder oldu. Çünkü formanın her yanını artık reklam kaplıyor. Ön tarafında reklam, kollarda reklam, yakın zamanda gelen yeni saçmalıkla sırtada reklam alındı. Futbolcu isimleri rakamların altına gelir oldu. Kulübün formasını aldığınız vakit sırtında numarasız alsanız bile tüm reklamlar formada yer alıyor. Formanın kumaş kalitesi ise oldukça düşündürücü. Daha az kullanılabilsin diye yapılmış. Ne kadar kısa süreli giyilirse o kadar çok forma satarız anlayışı hakim. Eski formalar öylemi! 10 sene giy yinede ileri derecede yıpranma payı yok. Çünkü sağlam yapmışlar. Ve reklam yok. Şimdiki formaları 10 defa yıkasan üzerindeki reklamlar yerinden çıkar. Buna eminim. Şahsen ben 22 yaşındayım. Hayatım boyunca iki forma aldım. Biri ortaokula giderken turnuvalara var diye aldığım çubuklu forma diğeride tarihi lefter formasıdır. Onun dışında forma almadım. Almamda. Çünkü yeni formaların gözümde çok fazla değeri yok. Forma dediğin Lefter forması gibi olacak. Reklamsız forma istiyoruz. Mesela UEFA’nın aldığı karar doğrultusunda futbolcular gol attıkdan sonra formalarını çıkartıp sallayamıyor. Çıkartırlarsa eğer hakem tarafından sarı kartla cezalandırılıyorlar. O verilen sarı kartın anlamı aslında çok derin. Gol atan futbolcu gol sevincini yaşarken tüm kameralar ve fotoğraf makineleri ona yöneliyor. Oysa o formayı çıkarttığında formadaki reklamlar görülmüyor. Bu da formaya reklam veren şirketleri etkiliyor. Şirketler formalara reklam verdikleri vakit gol sevinci sırasında formadaki reklamın güzel görünmesini istiyor. Futbolun bu derece endüstriyelleşmesine her kesim sebep olmuştur, olmayada devam ediyor. Yine bir örnek vermek gerekirse eğer geçtiğimiz senelerde Getafe takımı formasının her yerine bir hızlı yiyecek firmasının reklamı vardı. Bunlar işi iyice abarttı. Formanın iç tarafınada reklam verdiler. Ve kulüpde bunu onayladı. Futbolcu gol attıkdan sonra formayı kafasına geçirmesi gerekiyor. Formayı kafasına geçirdiği zaman tam yüzünün olduğu yere hızlı yiyecek firmasının simgelerinden biri oraya denk geliyor. Alın size reklamın birde böylesi var. Bu reklam olayında daha fazla nereye gidilebilir merak ediyorum doğrusu. Eskiden formaya reklam alınmadan da kulüp gelir elde ediyordu. Ancak futbolcuların ücretlerini bu denli yüksek tutmuyorlardı. Makul seviyelerdeydi.

Gel gelelim stadlara. Gün geçtikçe stadlar daha fazla modern oluyor. Ruhu olmayan stadlar yapılıyor veya yenileniyor. Bu stadların yapılış amacı taraftardan daha fazla gelir elde edebilmektir. Stadı yenilediği takdirde bilet fiyatlarını daha fazla artırabilir. Bilet fiyatları artarsa stada alt kesimden insanların girmesi bir nevi engellenmiş olur. Alt kesim stada girmezse ne olur bilet fiyatları ile istediği gibi oynama yaparlar. Kimsede sesini çıkarmaz. Çünkü parası vardır. Ruhu yoktur. Ruhu sağlayan nesilden nesile gelen takım sevdalısıdır. O yağmur çamur demeden geçmişte nasıl maçlara gidiyorsa hala o şekilde maçlara gidebilendir. Küçük veya büyük maç diye ayırt etmeyendir. Takımına gönülden bağlı olanlardır. Onlardır bir kulübü yaşatanlar. Ancak yöneticilerin para hırsları yüzünden onları yok sayarak büyük hata ediyorlar. Bu uğurda direnen harbici taraftarada helal olsun demek gerekir. Şu anda mesela bilet fiyatları cep yakıyor. Günümüzde stada giden seyirci kitlesini ayarlamaya çalışıyorlar. Parası olan stad locasından parası olmayan gitsin kahvehanede televizyon karşısında maçı izlesin deniyor. Bir nesil yok ediliyor. 90’lı yıllara kadar her maça giden adamlar artık maçlara gidemez oldular. O zamanda işçiydiler hala işçiler. Ancak bilet fiyatları kendi maaşlarına göre çok fazla arttığından gidemez oluyorlar. İçlerinde hala Fenerbahçe sevgisi var. Ama kulüp yöneticilerin para hırsları herşeyi değiştiriyor. Şu anda bilet fiyatları 10 TL olsa belki kulüp çok fazla gelir elde etmeyecek. Ama 55 bin kişilik stad her maç tıka basa dolacaktır. Geçmişten günümüze takımı sahiplenen bu taraftar tekrardan maçlara gelmeye başlayacaktır. Vakti zamanında cefasını çekenlerinde artık maçlara gelmesi gerekiyor. Görünüş olarak zor ama içlerinde hala o umut var.

Endüstriyelleşme yüzünden futbolun kalitesi düşüyor. Var olan ruhlar azalıyor. Bizler futbolu Mehmetçik Basri’den, Lefter’den, Metin Oktay’dan, Baba Hakkı’lardan öğrendik. Yaşımız yetmediğinden maçlarını izleyemedik. Ancak günümüzde yazılan kitaplar, yapılan röportajlar sayesinde nasıl futbolcu olduklarını öğrendik. Biz onlar ile bağlandık futbola. Kulübümüzün değerini onlar sayesinde anladık. Ve şimdi onların bize bıraktığı sevdayı içimizde yaşamaya devam ediyoruz.

Endüstriyelleşmeye karşı heryerde direnmeye devam ediyoruz.

Yıkılmadık yıkılmayacağız.
Emekçi Pankart

Paylaş..Share on TumblrPrint this pagePin on PinterestShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someone

admin