En Sevdali Yanımız | Kazım’ın Trabzonspor’u

Artvin’in Hopa ilçene bağlı Pançol köyünde dünyaya geldi Kazım Koyuncu. Baba Cavit Koyuncu köyün aydın insanların biriydi. Anne Hüsniye Koyuncu ise ev hanımıydı. Kazım; insan, doğa ve memleket sevgisinin olduğu bir ortam büyüdü. Pançol’daki her çocuk gibi o da futbolun büyüsüne kaptırmıştı kendisini. Arkadaşlarıyla birlikte sabahtan akşama kadar top oynardı. Bu çocukların maç yapabileceği ne düz bir saha vardı, ne de bir kale. Ama onlar, bu zorlu coğrafyanın dar alanlarında top oynamayı, mücadele etmeyi öğrenmişlerdi. Kazım diğer çocuklara göre daha çok okuyor, okuduklarını öğretmeniyle paylaşıyordu. Büyüklerle sohbet etmeyi çok seviyordu. Bir gün Cavit Koyuncu Kazım’ın öğretmenine sorar: “Bacak kadar çocukla ne konuşuyorsun?” Öğretmen büyük bir ciddiyetle: “Kazım çocuk değil, adamdır.” cevabını verir.
Pançol köyündeki çoğu insan Fenerbahçeliydi. Trabzonsporlu tek çocuk Kazım’dı. Bir nevi köyün delisi. Herkes gibi değildi, kendi doğruları vardı. Ve o doğruların peşinden sonuna kadar gitti Kazım. Arkasında çoğunluk var mı diye bakmadı, sadece vicdanını dinledi. Kendi mücadelesini Trabzonspor’un mücadelesine benzetti. Trabzonspor ile Kazım Koyuncu, aynı devrimci duruşu sergiliyordu. Belki de bu yüzden tutuldu bu sevdaya.
“Genetik yapısı itibariyle iktidardan nefret eden bir kişinin tutacağı futbol takımının da iktidar karşıtı bir şey olması gerekiyordu ve o dönem Trabzonspor vardı. Hepsi buralı çocuklar ve Türkiye’nin en iyi futbolunu oynuyorlar. Ben de o küçük yaşta futbolu seven bir çocuk olarak bunu görebiliyordum.” diye açıklıyor Kazım Koyuncu neden Trabzonsporlu olduğunu.
Kazım Koyuncu müzik kariyerinde belli bir başarıya ulaştığında, Trabzonspor’a bir marş yapması için kulüpten teklif aldı. Müzisyen arkadaşları Kazım’ın bu süreçte daha önce hiç olmadığı kadar heyecanlı olduğunu anlatır. Kazım, marşın sözlerini bir türlü yazamıyordu. İçindeki Trabzonspor sevgisini kağıda dökemiyor, hiçbir sözü Trabzonspor’a layık görmüyordu. Bir şekilde marşı tamamladıktan sonra kulüpten ona “Ne kadar istersin?” diye soruldu. Bu soru karşısında Kazım’ın yüzü düştü. Çünkü Kazım Trabzonspor’dan bir şey almak değil, Trabzonspor’a bir şeyler vermek peşindeydi. Her taraftar gibi karşılıksız seviyordu takımını. Kazım’ın cevabı şöyle oldu: “Benim için şereftir.”
Kazım’ın Trabzonspor adına sergilediği duruş, ezilen ve başkaldıran birçok insana ilham verdi. Bu sebepten dolayı Trabzonspor’un Trabzon dışında birçok taraftarı oldu. Mücadelesini, kavgasını ve duruşunu Trabzonspor’unkine benzeten insanlar Trabzonsporlu oldular.
Kazım Koyuncu’nun tribün ve futbol sevgisi aynı bizimki gibiydi. Onun adına protokol tribününden yer ayıranlara inat, diğer taraftarlarla birlikte maçı takip ediyor, tribün ruhunu doyasıya yaşıyordu. Yoğun olduğu dönemlerde bile İstanbul’dan Trabzon’a maç için gelirdi. Hopa’ya uğrayamadığından dolayı ailesine haber vermezdi. Hayatında sakladığı tek şey buydu.
Kazım, Trabzonspor’a farklı bir anlam yüklemişti. Ona göre Trabzonspor’u tutmak sadece o yörenin çocuğu olmakla açıklanabilecek milliyetçi bir davranış değildi. Onun için Trabzonspor; en güçlülere karşı koyan ve herkesi yenen hayali kahramandı. Öyle bir kahramandı ki statükoyu bile devirmişti.
“Bir şey ürettim ben, üç beş kişilik şey değil, sevgi denen şey herhalde.” diyor Kazım Koyuncu. Ürettiği bu sevgi sayesinde her görüşten, her takımdan ve her kesimden insanın sevgisini kazanmıştı. Ona duyulan bu sevgi, tribüncü insanların ne kadar vefalı olduğunun da bir örneğidir. Öyle bir vefa ki; Kazım’ı hiç görmemiş, onu sadece albümlerinden tanımış gençler, her yıl Kazım Koyuncu’yu anmaya Pançol’a geliyorlar. Onun taşıdığı umudun peşinden gidiyorlar. Çünkü taraftarlar artık biliyor: “Trabzonspor horondur, kemençedir, tulumdur, kolbastıdır ama artık bir de Kazım’dır…”
N3AŞA EXTİ, KAZİMİ N3AŞA EXTİ!

https://www.youtube.com/watch?v=WjRL2091_b0

Paylaş..Share on TumblrPrint this pagePin on PinterestShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someone

admin