En güzel bizim semtin çocukları Ultra olur!

Forumlar da, Sosyal Medya denen zımbırtılar da geçtiğimiz ay, aralarında okumaktan çok keyif aldığım, tanıdığım – tanımadığım adamların da olduğu bir grup insan “Ultra Kültürü ile Semt kültürünü” karşılaştırdı. Semt Kültürünün tribüne yansımasından bahsediyorlar tabii.
Aslında bu yazıyı yazmamı ateşleyen cümle “Fanzinci ultralar bizim semt çocukları onları zıvana yapar.” tweeti oldu. Bu kadar beklememin nedeni de tartışmanın biraz soğumasını beklemekti. ( Tamam kabul ediyorum üşendim yazmaya :) )

Aslına bakarsak ‘semtçilik’ hakkında mı atıp tutsam ‘ultascılık’ hakkında mı bilmiyorum. İkiside olup olmadığımı bilmiyorum. Zaten bu iki kültürü karşılaştırmak çok mantıklı değil diye çoğu arkadaş yazmış. Ben de değinilmeyen ince yozlaşmış benzerliklere değineyim. Sonra nerdeyse Sopalı Pankart Fanzin ‘in çıkartılış amacını oluşturan ‘ultrA’s kültürü üzerine yanlış bilinenleri düzeltme’ iddiasına yakışır şekil de Semtçilik hakkında yanlış bilinenleri yazayım.
Bu toprakların böyle bir gen problemi var. Hangi kültüre el atsa yozlaşıyor. Bu yozlaşma o kadar büyüyor ki bazen kendine ait başka bir alt kültüre dönüşüyor. Bu sadece bizde olmuyor. Skinhead imajının Antifa dan başlayıp Nazist ‘e dönüşmeleri bunun en güzel örneği.
Yazının burasında yazıdan kopmamanızı rica ediyorum. Çünkü çok başka başka yerlerden hadiseyi birbirine tutturacağım. ( yada yazarken öyle umdum :) ) Bana göre bir kültür oluşumunun kaynağı müziktir. Müziksiz kültür akımları hep eksik kalmıştır. Yine bunların güzel örnekleri Skin ‘ler ve Mod ‘lar. Bizde bu tam tersi işledi semt kültürünü bozan bir paralel kültür oluşturduk. Bunu da yaparken Clubber’ ı yozlaştırarak ‘Apaçilik’ çıkardık. Bu adamlar semt kültürünü ele geçirip kendilerine apaçi diyemedikleri için semtçi dediler. Ultralar ile Holiganlar arasında benzer bir bağ vardır. Şiddet düşkünleri taraftarlar kendilerine holigan diyemedikleri için zamanla ultra demişler. Şimdiler de bu iki kavram birbirine geçmiş durumda. Tabii bu birleşme ikisinin de evirilmesine neden oldu. Bulgar Ultralarının son manifestosu bunu çok net ortaya koydu. (Site de bu manifestonun Türkçe ‘ye çevrilmiş hali var.) Bir ters köşe benzerlikte kıyafet mevzusu, Clubber gibi giyinelim derken apaçi olan kardeşlerimiz gibi Casual olalım derken afiş olan Ultralarımız var. İş amacından çok sapıyor.
Bide Semt Kültürünün içinde ‘abilik’ kavramı var. Tabi ‘abicilikte’ önemli bir yer teşkil ediyor. Bu konuya çok girmek istemiyorum. Bu işin iç dinamikleri Din gibidir. Bazen sahabeler, peygamberin yalancı olduğunu bilirler ama çıkarları için veya güce taptıkları için Peygamber den çok peygambercilik yaparlar. ( Örnek biraz uç oldu ama mensup olduğunuz din değil de düşmanı olduğunuz dinin tarihini düşünün, o zaman her şey yerli yerine oturuyor. :) ) Bende bi semtin içinde bir abinin peşindeyim, benimde peşim de bir sürü kardeş var. Herkesin yöntemi farklı. Semt kültürünün içinde abicilik var diye Semtçi olmaktan vazgeçilmez. O semte yeni abi olunur. Semt kültürü doğru bildiğinden asla vazgeçmemektir, adaletli olmaktır. Objektif abiler sevilir, mazlumun yanında olmaktansa haklıyı bulup savunan abiler sevilir. Diğerleri bu sizin sevmediğiniz abiler kumdan kaledir her an yıkılabilir. O yüzden çok kafayı takmamak lazım abicilikleri.

İnsanlar kamplaşmayı, gruplaşmayı her zaman sever. O yüzden her kendine ultra diyen kişi aslında semtçidir. Bunu ortaya çıkarmanın çok kolay bir yolu var. Kısır bölge milliyetçiliği. Bu tartışmaların olduğu ortamlara şöyle bir başlık açalım ‘ En iyi ultra’s semt x semti’. Bak bakalım özgürlükçü antifa ultralar hemen en kral semt biziz diyen semt çocuğuna dönmüyor mu? :) Dünyanın en tehlikeli ırkçılığı kısır bölge milliyetçiliğidir. Bu egonun ele geçirdiği insanın iflah olma şansı yok. Bu ülkenin lokomotif tribünlerinde kendini her zaman göstermiş. Her zamanda hem kendinle çelişip sonradan büyük yarar verdikleri grupları bölmüşlerdir. Semt tribünün bu lokomotif tribünlerine girmesi bana göre semtçiliğe ihanettir. Ben 10 yıldır bunun savaşını veriyorum kendi semtim de. Şimdi Haznedarlısı, Karagümrüklüsü, Esenlerlisi kalkıp bana sensin hain demeye kalkmasın. Bu semtçilerin de kendilerini en çok savundukları jargon ‘semtlerini başka yerlerde temsil etmek’ dir. Bence bununda eurovizyonda Türkiye ‘yi temsil etmekten farkı yok. Semte zerre faydası olmayan bir iş. Gidip kendi kendinize şarkı söyleyip yine semtinize dönüyorsunuz.

Çok dağıldık. Yazıyı kapatmak gerekirse gerçek ultrA’s ile gerçek Semtçilik birebir örtüşür. Ama günümüzde ki ve topraklarımızda ki uygulamaları çatışmalarına neden oluyor. Abicilerin de , Casual bebelerinde bunda büyük payı var. Aslına bakarsan şu an ülkenin ve tribünlerin son derdi bu. Biri birden bire ‘ Sen çook yaşaaa…’ diye bağırır ultra ‘sıda semtçiside lap diye besteye en gür sesiyle girer. Bu sevdayı da açıklamaya sosyoloji, psikoloji bilimi yetmez.

Paylaş..Share on TumblrPrint this pagePin on PinterestShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someone

admin