Emrah Serbes ‘i yedirmeyiz.

 

Müpdezele mektup;
Tribün de olmak çok gariptir. Bir kere tribün de nefes almışsan oranın tüm kaderini içine çekmiş olursun. Kimle kimi yan yana getireceği belli olmayan yan yana iki rengin peşinde binlerce bileşenden biri olmuş olabilirsin ama hepsi tek yumruk olmuştur. Tek vücut hareket eder.
Ülkenin en ünlü yazarı olabilirsin, kitapların 1 numara olabilir, yazdığın senaryo televizyon fenomeni bir dizi olabilir. Çok paran olabilir, sosyal çevren çok entelektüel olabilir ama tatile tribünden arkadaşınla gitmek istersin. Kendini güvende hissetmek istiyor olabilirsin diye biliriz senin için. Herkes hakkında bir sürü hesap yapabilir ama tribün den çıkan adam hiçbir hesabın tutmayacağını bilir. Tatile başka yazar, yönetmen, sanatçı bir arkadaşınla gitsen bir sürü manken kızla beraber olabilir. Çok güzel kendini sarhoş edici şeylerle dolabilirdin. Tribün kaderini bir kere içinize çektiğiniz için, tribünden arkadaşınla tatile bile gitsen cefa peşini bırakmaz.
Tribün böyledir. Tatil yolunda tribünden arkadaşınla kaza yaparsın. Hatalısındır ya da değilsindir. Karşında bir insan ölmüştür. Tribünden arkadaşın kazanın ardından. Kalkar yine ölmedik der. Sen ‘siktir git’ dersin. ‘Görmüyor musun insanlar öldü?’ diye bağırırsın salyalar içinde. Tribüncü arkadaşın kaderci davranır. ‘Ne biliyorsun lan. Belki sen vurmasaydın 2 dakika sonra arkadan gelen otobüse vurup 50 kişiyi öldürecekti.’ der suratına. İnce bir sakinlik gelir, suratına bakarsın arkadaşının onunda yüzü kan içinde ‘ne yaptım ben’ derken ağlama krizine tutulursun. Kim bilir belki teklif arkadaşından gelir. Tatil onun fikriydi, bu güne kadar hep maddi yardım almıştı senden, işini sen bulmuştun vs. bilmiyorum. ‘Boş ver bu kazayı ben yaptım. Sen çok ünlüsün bir sürü sansasyon olur. En fazla cezaevine girerim. Ben dışarıda kalsam ne olacak yine bi’ patronun kölesi olacağım. Sen dışarıda kalıp üretmelisin yine eskisi gibi. Zaten kız kardeşimi de sen okutuyorsun.’ Tribüncü olmak bu gerektirir. Bu alemin raconu budur. En az zararla çıkmak gerekir kötü durumlardan. Bazen içimizden bir kardeşimizi feda etmemiz gerekir. Bunda bir beis yok.
Ama kader kahpedir. Vicdan bırakmaz. Samimi olursun kimse inanmaz. Polisten önce sorgularlar seni. Cevap verecek yerinde yok. Yargılarlar. Linçine karar verirler. Ederlerde. Zaten Gezi olaylarından gıcıklar sana, zaten zincir kitap mağazasına karşı savaş açtın. Sana karşı algıya hazır bekliyor tüm yayın organlarıyla. Bizim sol görüşlülerde hemen yedi bu algı oyununu.
İşin özü bu.
Gerçek dünya ya bakarsak; ben Behsat Ç. ‘yi sevmem ekip çok sever. Biz Gençlerbirliği alt yapı hocası Behsat’ı severiz. Ama Hikayeleri paramparça olan Erken kaybeden delidumanlarız. Her temas iz bıraktı. Emrah Serbes cezaevinden daha güçlü döner. Daha üretken olur. Kafka ‘nın yavşaklığından kendine pay biçenler, Emrah Serbes’ in dik duruşunun arkasından salladılar. Bir adam bir hata yapmış. Hatasını herkes gibi kapamış. Herkes olmaktan utanmış. Özür dilemiş. Bu özür ilgilileri tarafından kabul görmüş. Okuyucu izleyici olarak sana bana bok yemek düşüyor.
Kardeşim senin sonunda t yok ama hayatını adadığın sıfatların sonun da hep t var. Bu t metaforu t tipi ceza evine gitmenle beraber hayatının anaforu olacak.
MerT adam ceza çekerken AdaleT der…

Paylaş..Share on TumblrPrint this pagePin on PinterestShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someone

admin