Çocukluğumdan E-Bilet’e Tribün Tarihim #SPF3

1982 yılının sonbaharı… Beşiktaş, Avrupa macerasında o yıl İnönü’de İngiliz Aston Villa’yı ağırlıyor. 4-5 yaşlarında olan ben maçı anımsayamasam da, babamın hatırladığına göre beni götürdüğü ilk maç buymuş. ‘İlk hatırladığın maç hangisidir?’ diye sorsalar onu da hatırlamıyorum, çünkü bildim bileli İnönü’deyim ben. Kesin olan bir şey varsa her maçı babamın yanında Numaralı’dan seyrettiğim. 80’li yıllardan bahsediyoruz, tribünler hınca hınç dolu, meşhur sabahlamaların, kapışmaların olduğu yıllar. Bilet almak için sabahın köründe sıralara girilip stat önünde beklenen yıllar. O zamanlar numaralı tribün hariç kombine diye bir şey yok. Kombine dediğim de sezon başı kulüpten teberrulu alınan, koçan halindeki beyaz biletler. Aslında bilet olmasa bile bir şekilde stada da girilebilen yıllar; lakin kapılarda turnike bile yok. Zaten ondandır ki genişletilmemiş haliyle bile tarihi İnönü’nün 40 bin kişi alması.

Çocukluğum boyunca Beşiktaşımın çoğu maçını kaçırmadım. En soğuk havalarda bile iyi bir sınav notu neticesinde babam verdiği sözden caymaz, annemin tüm itirazlarına rağmen beni de yanında maçlara götürürdü. Gel zaman git zaman ergenlik yılları gelip bize de bilet gerekir olunca, istikamet Yeni Açık’ın Numaralı tribün köşesiydi. Öğrenciydik, biletler bugüne göre çok daha ucuz olsa da harçlıklarımız ancak oraya yeterdi. Maç bayrama falan denk gelmişse, arada tek tük Kapalı’ya giderdik. O yıllar da Beşiktaş nasıl efsaneyse Yeni Açık’a takılan jenerasyon da bir o kadar güzeldi. İlerleyen yıllarda altyapıdan çıkan kadrolar gibi biz de Kapalı’ya geçiş yaptık. Maç akşam da olsa, öğlenden bilet gişesi önünde beklerdik. Bir seferinde en öndeyim, gişe açıldı, bozuk param yok diye stada üçüncü girmek zorunda kaldım.

Şanslı zamanlarda bileti önceden kulüpten temin ederdik, hiçbir zaman dışarıda kalmadım ama VictorY pankartını astığımdan yıllar boyu stada erken girme alışkanlığımdan vazgeçemedim.

1994 yılında, Adnan Polat’ın kombineleri öne sürerek İstanbul içi maçlarda deplasman uygulamasını başlatmasıyla, bizler de ertesi yıl sezonluk kartlarla tanışmış olduk. Çocukluğumdan koçan biletlere aşinaydım, ama kombine çok büyük rahatlıktı. Kar, yağmur, çamur demeden gittiğimiz maçlarda bilet peşinde koşturma derdi sona ermişti. Sezon başı toplu para vermek zordu, ancak maç kaçırmayan bizler için fiyatlar komik bile kalmaktaydı. İlk kombinemi alalı neredeyse 20 sene olmuş. Askere gitmeden önceki gün bile yarısını kaçıracağım sezona kombine almaya gitmiştim. 2000 yılında Biletix kuruldu, üç büyük takımın biletleri artık sadece bu kanaldan satılacaktı.

Endüstriyelleşen futbol artık her şeyi paraya çevirmek istiyordu. Kombinesi olan bizleri bağlamasa da ileri ki yıllarda kombinelerimiz de Biletix kanalıyla satılacaktı. Biletix’in sezon başı kulüplere verdiği toplu para, maddi durumu çoğu zaman eksi olan yönetimler için vazgeçilemez bir kaynaktı. Kombine sahiplerinin Biletix ile ilişkisi sadece deplasman maçlarıyla sınırlı kalmaktaydı. Ama özellikle derbi karşılaşmaları öncesi tükenmesi, 10-15 dakika bile sürmeyen biletlerden alabilmek adına tribüncülerin hepsi bilgisayar mühendisi kesiliyordu. Son seneler bilet alabilmek için Biletix üyeliği de yetmez oldu. Kulüp üyesi ya da taraftar kart sahibi olmak, şu veya bu bankanın kredi kartından edinmek şart olmuştu. Tüm bu mecralardan sonra satışa bilet kalmışsa bileti gişeden alabilmek ancak mümkün olmaktaydı.
E-Bilet = Rant + Fişleme

gu9arymu

Geçtiğimiz sezon içerisinde yıllardır bahsedilen E-Bilet uygulanmaya başladı. Mevcut satış kanallarından çok farklı gibi gözükmese de sistem artık her şeyi paraya çevirmek ve işini şansa bırakmak istemiyordu. Nasıl yapıldığı bile belli olmayan ihalelerle rant kokan bu sistem yandaşlığıyla da bilinen Çalık Grubu’nun olmuştu.Şahsım adına sorun ihalenin kime gittiğinden öte pis kokan mantığından da kaynaklanmakta.

Bu ihale yandaş bir grup yerine İş Bankası ya da Garanti Bankası’nın da olsa, sisteme tepki aynı olurdu diye düşünüyorum. Var olan eski sistemde zaten bilet ya da kombine alırken kimlik numarası olmadan işlem yapmak mümkün değilken, bu sistemin mantığı nasıl açıklanabilir ki? Yürürlükte olan yasalar adam gibi uygulansa, olay çıkaran ya da meyilli olan kişiler için ayrı önlemler alınabilse yeni bir sisteme gerek kalır mı?
Spor sahalarının hatta sokakların her yeri zaten güvenlik kamerası dolu, olay çıkaran adamı ertesi günü salmak yerine bir ay içeri alsan, bir daha yapar mı? Fernandes’i sahada yumruklayan meczup, ertesi gün serbest kalmadı mı, elini kolunu sallaya sallaya tekrar maçlara gitmedi mi? Çoğu kulüp zaten sadece üye ya da belli banka kartları kanalıyla satış yaparken yeni bir sisteme neden ihtiyaç duyuldu? Şu an sadece pilot bölge Bolu’da uygulanmakta olan yeni çipli kimlikler, çok yakın bir süreçte zaten tüm yurtta kullanılmayacak mı?

Ülkede her şey on numara işlemekteydi de tek eksik E-Bilet mi kalmıştı? Aslında bunların cevabı da çok basit. Para, para ve daha çok para ve akan musluklarının kovasının değişmesi gerekliliği…E-Bilet futbolumuza sadece rantı sokmakla kalmadı, tek suçu takımını desteklemek olan binlerce insan ayrıca fişlenecek. Bunun yanında sezon içinde tek maça gidecek olsan bile Passo Kart almak zorundasın, tabii sadece kartı almakla da kalmayacaksın. Bir sürü bilgini Aktif Bank ile paylaşacaksın. Biletle gideceğin bir maçta arkadaşlarınla biletleri farklı zamanlarda alman halinde birlikte oturman imkansız.

1516502_1438622016380833_141356908_a

Çünkü sistem, koltuk numaranda oturmanı zorunlu kılıyor. Ki bu çoğu tribüncünün karşı duruş sergileyeceği bir şart. İnsanlar tribünde bir arada durmak ister, koltuğuna oturmak isterse zaten adı üstünde Numaralı diye bir tribün mevcut. Sanırsın ki ülkede tüm maçlar kapalı gişe oynanıyor. Ya da kombinen var ama yurt dışından bir misafirin mi var? Üzgünüz, birlikte oturmanız çok zor. Kombine demişken bizler zaten her sezon başı kartlarımızı alırken her türlü kefaleti veriyoruz. Ayrıca üyesi olduğum kulübümle bilgilerimi paylaşmamın ya da ona maddi ek katkılar sağlamamın benim için hiçbir mahsuru da yok. Sorun kulübüme gidecek paraların başkalarına rant sağlaması, kişisel bilgilerimizin ranta dönüşmesi. Savunanlar da var elbet, ama kafa yapıları çok farklı. Gerçek olan şu ki yıllardır omuz omuza verdiğimiz deplasmanlarda hayatımızı eskittiğimiz hiçbir dost yeni sisteme sıcak bakmıyor. ‘Dünya bir yana Beşiktaş maçı bir yana’ diyen ben bile 32 sene sonra maça gitmeyebilirim diyorsam, E-Bilet işinde kesin bir yanlışlık var!

Sistem Bizler Olmadan Bir Hiç
Yeni bir sezon başlıyor. Her sene olduğu gibi kombinelerimizi aldığımız zamanlar. Beşiktaş özelinden konuşursak yeni stadımızın da heyecanıyla koşa koşa kombine almaya gidecekken taraftarın önüne E-Bilet denen rant çıkıyor. Birçok tribün emekçisi bu şartlar altında kombine almayı düşünmüyor. İçim kan ağlasa da dayatılan bu sistem karşısında kombine almayacağım. İnsanlar nasıl olsa mecbur, her türlü E-Bilet alacaklar denilerek konulan bu sistemin karşısında duracağım. Beşiktaşımın kasasına girecek paramın 1 kuruşunun bile ranta gitmesini ve insanlara böyle saçma bir sistemin dayatılmasını içime sindiremiyorum. Unutulmamalı ki, sistem bizler olmadan bir hiç, onlar bize muhtaçlar. Kar ve ranta dayalı sistemin para musluğu kesildiğinde yaşaması mümkün değil.

E-Bilet Almadan Kulübüne Katkı Sağlamak Mümkün

Gönül verdiği renkler ne olursa olsun, ben ve benim gibi bir çok tribüncü E-Bilet karşısında onurlu bir duruş sergiliyor. Tabii bu noktada sisteme dahil olmayacağım için kulübüme katkı sağlayamayacak olmam beni ayrıca üzmekte. Ama onun da çaresi var, kulübünüze üye olarak söz sahibi olmak elinizde. Üye olabilir ya da bir taraftarın yapacağı her türlü katkıyı sağlıyor olabilirsiniz. O zaman resmi lisanslı ürünlerden imkanlar ölçüsünde daha fazla satın almak ya da dergi abonesi olmak bu zorlu dönemeçte çok önemli. Bilinçli bir taraftarsanız korsandan zaten uzak durursunuz. Bu şekilde para musluklarını direk kulübünüz lehine çevirebilirsiniz. Beşiktaş tribününden dostlar çok güzel bir kampanya başlattı. Bizler basketbolu zaten sevmekteydik ama büyük çoğunluk sadece önemli maçlara gelmekteydi. Birçok dostum futbolda yoksak E-Bilet’in olmadığı basketbol kombinesi alarak salonlarda olmaya kararlı. Basketbol kombinesiyle aynı zamanda hentbol, voleybol gibi birçok amatör branşı da takip etmek mümkün.

VictorY Levent / İstanbul

SPF Üçüncü Sayı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Paylaş..Share on TumblrPrint this pagePin on PinterestShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someone

admin