Bir Sopalı Pankart Romanı #3

Yıl 2012. İstanbul’daki Beşiktaş-Bursaspor olaylarından sonra deplasman yasakları konuşulmaya başlandı. Dolmabahçe’de toplanıldı ve ardından ülke genelinde deplasman yasakları konuşulmaya uygulanmaya başlandı. O toplantıdan sonra bir haber kulağımıza çalındı. E-Bilet(Fişleme)…
O dönem hayalini kurduğumuz bir proje vardı. Bir fanzin oluşturmak. Kimimiz askerde kimimiz uzakta bir türlü somut adımlara geçemiyorduk. E-Bilet’in geleceğini biliyorduk. Birkaç kişiyiz. Öyle sayımız bir elin parmaklarını geçmez yani. Nihayet engellerimiz kalktı önümüzden. Artık ciddi ciddi ne yaparızı konuşuyorduk. Sanki hepimiz bunu bekliyormuşuz gibi. Çok benimsedik. Hepimiz kendi blog sayfalarımızda bir şeyler karalıyorduk isimsiz şekilde ama bunu kâğıda dökmek hiç aklımıza gelmemişti. Hemen bir yol haritası belirledik kendimize. Bazı ideallerimiz ve bir manifestomuz vardı. Türkiye’de ağızlara pelesenk olan Ultras kelimesinin önce yazılışını, sonra bu kelimenin anlamını anlatmak. Bırakın Ultra’ olmayı adını bile telaffuz ederken anlamını bilmeyen onca insanın üzerine geçirdiği ürünlerin pazarlanması canımızı sıkıyordu. Zaten ilk olarak ülkede Ultra hakkında yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak istedik. Doğrusunu anlatmak… “Türkiye’de ultra kültürünü geliştirip, yayacaktık, taraftarların mağduriyetini, seslerini duyuracaktık, 6222 illetine ve e-bilete karşı duracaktık.” Amacımız çok belli ve niyetimiz netti. Derhal isim düşündük. Bir hafta içinde isime ve logoya karar verdik. İlk sayımız, ilk logomuz bizim ilk göz ağrımız. Bizim amatör futbolumuz…
Ekip içinde herkes gönülden çalıştığından bir görev dağılımı yapmaya gerek kalmadı. Herkes yapacağı şeyi biliyordu zaten. Herkes her işe baktı. Muazzam bir kadro oluştu. İşe koyulduk. Birikimimiz ve fikrimiz 2012 çıkışlı faaliyetimiz ise 1 mayıs 2014’de sitemizle yayın hayatına başladı. Haziranın ilk haftası da el emeği göz nuru ilk fanzinimiz çıktı. O günkü heyecanı hala yaşarız. O fanzine baktıkça hala aynı duyguları hissederiz. Bazılarımızın ilk deneyimi değildi fanzin kültürü. Bu yüzden ortaya çıkacak diğer deneyimlerin heyecanını daha çok yaşıyorduk.
1.Fanzinimiz basıldı kargolandı falan. Twitterda öyle çok takipçimiz de yok. Taş çatlasa 150 kişi. Ama sağ olsunlar bizleri hala benimserler ve takip ederler. Her bir takipçiyi yakından takip eder, bizleri kim takip ediyor, kime neyi ifade ediyoruz diye de dikkatle inceleriz. Onları hiç mahcup etmedik. Çizgimizden hiç çıkmadık. Old school tavrımız sürdü, amatör futbol mücadelemiz büyüdü ve Türkiye’de ultra kültürü namına birkaç kelam etmeye çalıştık. (22 Sopalı Pankart Fanzin, 2 Subculture Fanzin çıkardık)
1 yıl içinde fanzin ekibimiz beklediğimizden de hızlı büyüdü. Neredeyse her tribünden dostlarımız bizlere yazılar, görseller ve materyaller ulaştırdı. Onların emeklerini hiçbir zaman unutmadık. “Sopalı Pankart’ın kâğıdında vefa vardır” yazısını da onlar için yazdık. Bazıları işlerinden dolayı aramızdan ayrılmak zorunda kaldı. Ama bizler emeklerini hiç unutmadık ve her zaman vefa ile andık. ( Yazının tamamı için; http://www.sopalipankart.com/sopali-pankart-fanzinin-kagidinda-vefa-vardir )
Neyse. 2. Yıla dönerken artık fanzin ve site bizi kesmemeye başladı. Twitter’a çok bir şey girmiyoruz malum. Dakika/skor/maç sonu açıklama falan bizim işimiz değil. Sıkı takipçilerimiz iyi bilir. O yüzden twitteri sadece yazılarımızı, duyurularımızı ve ulaşabildiğimiz güzellikleri paylaşmak için kullanıyoruz. Uzun lafın kısası twitter bizde 3. ya da 4. plandadır. Ne diyorduk? Fanzin ve site bizi kesmedi evet. Yine ülkemizde olmayan bir şeyi yapalım dedik. Taraftar alt kültürüne değinelim dedik. Maçların olmadığı zamanlar dostlarımızın canları sıkılmasın. Girdiklerinde bilgilendikleri, öğrendikleri ve merak ettikleri bir şeyler olsun diye 2015 Ağustos ayında “ spfansubculture.blogspot.com “ adında bir blog açtık. Dediğimiz gibi amaç taraftarların bir alt kültürü olduğunu duyurmaktı. İçtikleri biradan, okudukları kitaplara, dinledikleri müziklerden, izledikleri filmlere, kıyafet kombinlerinden, dövmelerine, graffitilerine ve tabi ki gittikleri stadyumları sizlere yansıtmaktı amaç. Türkiye’de Groundhopper ( Çekirgelik ) yapan Trabzonlu bir arkadaş var. Kendisi yurt dışında yaşıyor. Biz de Türkiye’de Groundhopping ve Groundhooper’lık üzerine bir proje geliştirdik. Ve ziyaret ettiğimiz stadyumların detaylarını, görsellerini raporluyoruz. İleri ki senelerde Groundhopperlar için işe yarayacak bir uygulama geliştirmeyi planlıyoruz. Böylece herkes stadyum bilgilerine, konumlarına ve civarındaki mekanlara dair raporları görebilecekler…
Bizler bir ara siteden çok bloğa yöneldik yalana gerek yok. Bu konu bizleri acayip sardı. Kategorileri doldurmak için sürekli materyal taramaya başladık. Avrupadan ve Türkiye’den dostlarımız bizlere aktif şekilde fanzin ve sticker gönderiyor ve bizlerde bunları raporluyoruz. Bloğumuzda bunlara yer verdik. Blog işi acayip hoşumuza gitti. Bir ara dedik ki bizim fanzinimiz var. Bu bloğun da fanzinini yapalım ve sıkı takipçilerimizin ulaşabilmesini sağlayalım dedik. Çok şükür onun da altından kalktık. 2 tane SubCulture Fanzin çıkardık. Gözümüz gibi bakıyoruz ona da…
2. Yılımıza geldiğimizde ise artık 2 kategoride fanzinimiz vardı. Türkiye ultra kültürü adı altında “Sopalı Pankart Fanzin”, taraftar alt kültürü içinde “SubCulture fanzin” bu gurur bizlere yetiyordu ve gerçekten çok güzel yorumlar aldık. İyisiyle kötüsüyle bizlere destek veren dostlarımıza yeniden teşekkür ediyoruz. Bu işler gönül işidir. Gönlünü bu yolda ortaya koyan o güzel insanları asla unutmayacağız.
Sopalı Pankart bizlere güzel dostluklar kazandırdı. Başka kültürler tanıttı. Avrupa’dan dostlar edindik. Aktif gruplar ve Groundhopperlarla iletişim halindeyiz. 2 ülkede kendileri için akredit kart çıkarttığımız ve bize ülkelerindeki maçları raporlayan dostlarımız mevcut. Diğer iletişim halinde olduğumuz ekiplerde bizlerden görsel, maç raporu ve röportaj istiyorlar. Onlara isteklerini elimizden geldiğince karşılıyoruz. Sağ olsunlar onlarda bizlerin isteklerini kırmıyor ve yardımcı oluyorlar. Avrupanın birçok ülkesinden bizlere görsel, maç raporu ve materyal temin ediyorlar. Böyle dostluklar bizleri daha mutlu ediyor ve ülkemizdeki taraftarların sesini Avrupa’ya duyurma şansımız oluyor. Aslına bakarsanız bu sesi tribündeki icraatlarla duyurmayı tercih ederdik ülkece. Malesef içerisinde bulunduğumuz tribün durumu yeterince can sıkıcı boyutta.
Bunun yanında Avrupa’nın en büyük Ultra fanzini “To My Kibice” bizlerle bir röportaj gerçekleştirmek istedi ve fanzinlerinde bize yer verdiler. Aynı şekilde bizler de onlarla röportaj yaptık fanzinimizde yer verdik. Avrupa’nın aktif groundhopping’lerinden olan MagShop Press ile İstanbul’da görüştük. Ortak hareket edebilmek için ve materyal paylaşmak için güzel bir söyleşi gerçekleştirdik. İstanbul’da güzel bir gezinti yaptık. Ülkemizde çıkan fanzinleri ona ilettik. O da Avrupa’daki tribünlere Türkiye tribünlerinde emek verenler olduğunu duyurdu ve duyurmaya da devam ediyor. Ülkemizdeki bütün fanzinleri kendisine iletiyoruz ve bu açıdan tüm fanzinleri toparlamaya çalışıyoruz.
Sopalı Pankart ekibi çıktığı yolda hiçbir paneli ve konferansı es geçmemeye çalıştı. (tabi futbol ve tribün odaklı olanları) İstanbul’da olanları, Ankara’da olanları ve bu yaz İzmir’de düzenlenen Avrupa Taraftarlar toplantısını kaçırmadı. Amaç ise buraya farklı ülkelerden gelen yabancı dostlarımızla, ülkemizden dostlarımızla fikir alış verişinde bulunmaktı. Ve tabi kendi fikirlerimizi de onlara söylemekti. Mesela yakın tarih sayılabileceği için bu yaz İzmir’deki oturumları baz alalım. Orada görüştüğümüz yabancı dostlarımız Avrupa’daki tribünlerin taraftara dayatılan baskılara nasıl karşı çıktığını açık bir şekilde bizlere anlattı. Ülkemizdeki dostlar ise çıkardığımız fanzinler hakkında sağ olsunlar güzel eleştirilerini ve beklentilerini anlattılar. Böyle onlar anlattıkça biz Sopalı Pankart olarak daha fazla gaza geldik ne yalan söyleyelim şimdi. Geleceğe yönelik plan ve projelerimizi onlarla paylaştık. Bu tarz oturumlar, konferanslar taraftarların arasında bir ayrım olmadan nasıl adım atabileceği konusunda çok faydalı oluyor gerçekten. Bizler İzmir’deki oturumlardan çok şey öğrendik ve fanzinimizde uzun süre bunlara yer vereceğiz. Hala da vermeye devam ediyoruz.
Şöyle bir bakalım. Fanzin ekibinin kuruluş süreci, site, blog, 2.fanzin. Değinmediğimiz ne kalmış. Tabi ki passolig iptal davaları.
Sopalı Pankart’ın kuruluşuna denk geldi passolig iptal davalarının başlaması. Bizler elimizden geldiğince demeyeceğim yalana gerek yok. Her davada orada olduk. Davaların hiç birini kaçırmadık. Ankara Adliyesi’ne gelemeyen dostlarımız için ayrıntıları duyurduk. Uzun lafın kısası tribünlerimizin lokomotif gruplarıyla orada olmak isterdik fakat bir avuç idealist insanla beraber duruşma salonları önünde bekledik. Kimi zaman soğukta adliye önünde sigara içtik. Kimi zamanda sıcakta bunalıp tribün sohbetinin dibine vurduk ama ülkemiz tribünleri için Sopalı Pankart, passolig iptal davasını öyle bir benimsedi ki , twitterdan @futbolhukuku bile “avukatımız davayı kaçırdı Sopalı Pankart dava kaçırmadı” dedi. Keşke bu illete (passolig) karşı olan tüm tribünlerimiz aynı davranışı gösterebilseydi. Olmadı. Fakat yılmak yok. Mücadeleye devam edeceğiz. Ankaralı dostlarımıza ise tekrar tekrar teşekkür etmek istiyoruz. Sadece deplasmana geldiğimiz başkentimizde bizlere güzel zaman geçirmemiz için çok yardımcı oldular. Onların emeğinizi unutmayız. (Sabahın erken saatlerinde F451 Brew de ettiğimiz o güzel muhabbetin tadı damağımızda kaldı. Bir gece ansızın geleceğiz yeniden hazır olun :) )
Bizler bu yola çıkarken niyetimiz belliydi. Tribünler için, modern futbola karşı olmak için ve taraftarın yanında olmak için kafamıza göre fanzin çıkartıyoruz. Öyle her ayda bir gibi bir sınırlandırmamız yok. Herkese açık olan bir sayfamız var. Sayfamız yetmezse sitemiz var, bloğumuz var. 2. Fanzinimiz var. Hiçbir taraftarın sesi kısık kalmasın.
Son olarak içeriden protesto saçmalığına değinmek istiyoruz. Bu saçmalık tamamen bir bahane. İçeriden protesto diye bir şey var ki o da Türkiye’de yapılmayan içeriden protesto örneği o da Sankt Pauli tribünlerinde yapıldı. Hem de hiç bir tribün stadyumunda bunu yapmamışken. Ne kadar vahim değil mi? İlerleyen zamanlarda sözünü tutmayan grupları da konuşacağız. Hepsinin verdiği sözler, ettikleri yeminler bir kenarda yazılı… Biraz klasik olacak ama arşiv değil akıl unutmaz!
Bizler herkesi bu yolda mücadeleye davet ediyoruz. Bunun için moral ve konuşmaya ihtiyacımız var. Bunun için SP SOUL isimli bir radyo kanalı kurduk. Burada her şeyi konuşuyoruz. Moral olarak ise bir projemiz daha var bunu yakında herkesle paylaşacağız. Bizler hiçbir şey kaybetmedik. Umudunuzu yüksek tutun. Almayın, aldırmayın. Bu yasaklar, bu uygulamalar sike sike kalkacak.
Bağıra bağıra duyursun diye 3 senedir Sopalı Pankart var. Elimizden geldiğince de var olmaya devam edecek. Hep birlikte nice sayılara, nice senelere.
Ultra Kalın.
Sopalı Pankart

Paylaş..Share on TumblrPrint this pagePin on PinterestShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someone

admin