Bilmeden ultrAlar | Boğazın Yargıçları

Bir çoğunuz Beykoz’ u ve Boğazın Yargıçları ‘nı o yada bu sebeple duymuşsunuzdur. Ben içinden biri olarak hep olumlu yönlerini gördüğüm bu grubun asıl yüzünü tabii ki saklayacağım. :)

Boğazın Yargıçları 2001 yılında kurulurken içinde değildim. O yıllarda gruplar bir resmileşme, etiketlenme, isimleşme, tek çatı altında toplanma gibi çabalara girmişti. Abilerimiz de o yıllarda bu rüzgarla kendilerine bir isim bulmuşlar ve artık bu tayfa tek isimle yürümeye başlamışlar. Biz diğer semtlerden daha geniş tabana yayıldığımız için tribün içinle Mahalle Mahalle isim isim ayrılanlar artık kendilerine Boğazın Yargıçları diyordu. İlk ultrAs olma hallerimiz de budur. Tabii tüm branşları ayırt etmeden yıllardır bir o tarafa bir bu tarafa giden abilerimizi hatta amcalarımızı saymazsak.

10327271_515005031938285_1936593528_n
10339011_515005068604948_2073678711_n

90 ‘lı yıllar geleneği olarak büyük tribünlere takılmak bizim semtinde tribüncülerinin vazgeçilmeziydi. O yıllar onu gerektiriyordu. Şimdiki gibi Youtube dan beste, Facebook dan atışma, blog-forumlardan deplasman anıları okunamıyor,dinlenemiyor, yaşanamıyordu. Gittiğin yerden haberin oluyordu. Beste tribünde öğreniliyordu. Orada öğrenilen semtte uygulanıyordu. Bu büyük tribüne takılma işleri 2005 ‘e kadar devam etti fakat sonrasında bıçak gibi kesildi.

10306964_515005041938284_845019366_n

Her tribün de çorba lafları hep dönmüştür bizde de olmuştur ben Allah’ a şükür hiç denk gelmedim. (Denk gelsem de burada yazacak değilim. Tribünde olan orada kalır. ) 2005 yılı ve sonrasında yönetim de yer alan isimlerin tribün ahengine ters gelecek işler yapması sonucunda bağlarını kopardı. Yani büyük tribünlere takılma ve yönetimle iletişimi koparma aynı yıllara denk geliyor. Tribün ahengine ters gelen işleri dedik diye hemen ‘ Başkan çorbayı kesmiş ‘ demeyin. Adam bizim adımıza gidip x klüple karşılıklı taraftar getirmeme kararı alıyor. Bizde buna elbet dur diyeceğiz. Belediye başkanının dev pankartlarının indirilmesi vs. tam bir tribünün ve taraftarın herkesten ve her şey den çok bu takım üstünde söz sahibi olduğunun kanıtıdır. Bu yıllar aynı zamanda alt yapıya yüzümüzü çevirdiğimiz yıllara denk geliyor. 2008 yılı sonrası ‘Spor değil Arma seviyoruz’ sloganıyla u13 maçlarına dahi gider olduk.

10331540_515005035271618_1087502344_n

2011 yılında alt yapıyı Boğazın Yargıçları finanse etti. Kimi para verdi lisans çıkardı, kimi tesisi ışıklandırdı, kimi su taşıdı, kimi yemek getirdi. Bir sezon önce galibiyet alamayan u17 takımı sahaya çıkamayacak durumdan Türkiye şampiyonasını son maçta kaybeden bir takıma dönüştü.

Aslında çok örnekleme yapabilirim; Eyüp maçında taraftar getirilmeyecek denmesinin üstüne casual kıyafetlerle tribüne girildi. Babaeski de yer ayrılmadı size denmesine rağmen deplasman tribünü açıldı. Üsküdar Anadolu ‘nun stat mücadelesine destek verildi.

Kısacası farkında olmadan tüm ultrAs manifestosuna uygun davranmaya başladık. Tribünde farklı gruplar kurulmasının önü açıldı, Zaten ezelinden beri polisten yardım alınmazdı, klüp ve yöneticilerden yardım kesildi (bedava bilet dahil), deplasmanlara kendi imkanlarımızla gitmeye başladık (Bozüyük’e trenle gidişimiz var ki tam bir efsane), deplasman yasakları, bilet fiyatları ve ebilet gibi uygulamalara karşı direnç gösteren diğer gruplara destek verildi. Bu konular bizi hiç ilgilendirmezken.

Şimdi yazıyı pekiştirmek için Feriköy maçında çekilen kısa belgeselimiz izlemenizi tavsiye ederim.

 

Paylaş..Share on TumblrPrint this pagePin on PinterestShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someone

semtimiz sevdamiz