Aşkın da kralını tribüncü yaşar!

Bir renge gönül vermiş herkesin isteğidir hayatını birleştirdiği insanın aynı renge gönül vermesi. Malesef ki her zaman hatta çoğu zaman öyle olmuyor. Maçlarda açılan evlilik teklifi pankartları, gönül verdiği takım ve gönül verdiği kadın arasında kalanlar, yazılan besteler ve vücuda giren her bir alkol yudumu… Aşkın da kralını tribüncü yaşar diye boşuna demiyoruz. Tribüncü adam karşılıksız sevmenin ne olduğunu çok iyi bilir. Hiçbir beklentiye girmedim, karşılık beklemeden, sadece severek. Umduğumuzu bulamayız çoğu zaman, sonuçta gönül verdiğimiz renkler de her sezon şampiyon olmuyor diye sevdamızdan eksilmiyor öyle değil mi? Heh işte, tribüncü adam aşkını da öyle yaşar. Kız istemeye gitmek, gidilecek en büyük deplesmandır belki de. İçilen her kahve aslında tribünde yanan her bir meşalenin yansımadır. Bazen de bu kadar güzel olmaz işin sonu. Daha önceden söz verdiğin kız isteme gününe bi bakarsın ki federasyon maç koymuş. Aşşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık, çık bakalım işin içinden çıkabilirsen… Maçlara girmeden önce içilen her alkolün içerisinde büyük bir tutam aşk yatar aslında içten içe kendimizden bile gizlediğimiz. O büyük aşkımız, maça girdiğimiz zaman karşı takıma duyduğumuz büyük bir kin ve nefrete dönüşür. İçimizde beslediğimiz her türlü aşkın acısını rakip takımdan çıkarırız, söverek, bağırarak ve ağız dolusu küfürler ederek. Çoğu zaman parası olmaz tribüncü adamın, janti mekanlara götüremez sevdiceğini, pahalı yüzükler, hediyeler alamaz ama mutlu eder kadını daha önce hiç mutlu olmadığı kadar. Piraye’ye duyduğu büyük aşkı ile tanınan bazı kesimlerce çapkınlığından dolayı eleştirilen, ‘romantik komünist’ lakaplı, büyük şair Nâzım Hikmet’in “Cebimde yoktu, yüreğimden verdim.” sözü, pankartlara konu olmuştur. Tribüncü adam da cebinden değil, her zaman yüreğinden verir. Sevdiğini çok janti yerlere götüremez belki ama simit-ayran yaparken sevdiği kadına bakışları yeter zaten. Cebinde parası yok değil, var ama olan parasını da pankarta, meşaleye, boyaya, fırçaya, biraya ayırdığı için simit-ayran ile fetheder gönülleri. Tribüncü adamla beraber olacak insan da bütün bunları kabullenmesi gerekir bazen. Başımıza ne geliyorsa başta kabulleniyormuş gibi görünüp, kendine iyice bağladıktan sonra tuttuğu takım ile sevdiği kadın arasında bir tercih yapması gerektiğini söyleyen insanlar tarafından geliyor. Velhasıl, daha fazla uzatıp, derine inip sizleri hüzüne boğacak halim yok. Önemli olan sevmektir zaten. Fuzuli’ye sormuşlar, sevmek mi sevilmek mi diye, sevmek demiş Fuzuli, çünkü sevildiğinden hiçbir zaman emin olamazsın diye. Tribüncü adamın hayatındaki kilit kavram ‘sevmek’tir. Sever. Aşkın da kralını tribüncü yaşar!

Paylaş..Share on TumblrPrint this pagePin on PinterestShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someone

admin