Altı harfli bir sözcükten fazlası: Casual!

Sözlüğe bakıldığında ‘tesadüfî, nedensiz, gündelik’ anlamlarına karşılık gelen ‘casual’, gerçekte bu tanımlamaların daha kapsamlısı konumunda yer alıyor, özellikle futbol dünyası için. Günümüzde hâlen birçok yerde ve durumda kullanılan bu terimin başlangıcı, aslında yıllar yıllar öncesine dayanıyor. Giyim tarzı veya modadan daha ziyade bir altkültür olan ‘casual’ın çıkış noktası ise; futbolun doğduğu yer olarak kabul gören ve hâli hazırda oyunun oynandığı en kaliteli lige ev sahipliği yaptığı lanse edilen İngiltere.

Ada ülkesini 1950’lerde etkisi altına alan ‘Teddy Boy’, 1960’larda etkileyen ‘Mod’ ve 1970’lerin başında teshir altında bırakan ‘Skinhead’ akımlarının cezbettiği ‘casual’, 1970’li yılların sonunda adından söz ettirmeye başladı. Yirminci yüzyılın üçüncü çeyreğinde, Birleşik Krallık’taki tüm futbol taraftarlarını etkisi altına alan bu altkültür, Liverpool taraftarı sayesinde ise ‘soyut’ bir kavramdan ‘somut’ bir olguya dönüştü.

06211102_4448f

Ana fikri ‘kaliteli ve pahalı kıyafetler giyerek polisten kaçınmak, rakiplerin arasına sızmak’ olan ‘casual’; Merseyside ekibi Liverpool’un taraftarları ve holiganları aracılığıyla büyük bir hâl aldı. Kırmızı-Beyazlılar’ın Avrupa’daki maçları için deplasmana giden İngiliz taraftarlar, kendi ülkelerinde nadiren bulunan markaların kıyafetlerini ve eşyalarını ülkeye sokarak, bu akımın bir nevi kurucusu oldu. Fransa’dan ‘Lacoste’, İtalya’dan ‘Fila’ ve ‘Sergio Tacchini’, Almanya’dan ‘Adidas’ ürünlerini satın alarak şehre geri dönen ve Birleşik Krallık’taki ‘’Burberry’, Fred Perry’, ‘Lyle&Scott’ ve ‘Docs’ markaları ile bu markaları harmanlayan taraftarlar, etkisini günümüze kadar gösterecek olan ‘casual’ın fitilini ateşlemiş oldular.

11022013062301_6828c

1980’lerden 21. yüzyılın başına…
Başta İngilizler olmak üzere İskoçlar, Galliler ve İrlandalılar üzerinde büyük bir nüfuz oluşturan ‘casual’, kıyafet restorasyonunun da tamamlanmasıyla başka bir boyut aldı. Ayakkabı olarak Adidas veya Docs’u seçen bu akımın temsilcileri, pantolon olarak Lacoste ve üst olarak da Fred Perry, Burberry gibi markaları kullanarak tüm denklemi tamamlamış oldu; lakin 1980’lerin sonunda ‘casual’ı etkileyen müzik akımları, bu taraftarlık akımının bir şiddet göstergesi olmasına yol açmaya başladı. Müzikte ‘Acid House’, ‘Rave, ’ ‘Madchester’ gibi türlerin ortaya çıkması, ‘casual’ın futboldaki konumunu bir anda farklı bir seviyeye taşımış oldu.

1990’lı yıllarda futbolun da büyük bir gelişme göstermesi ve uluslarası boyuttaki önemli etkileşimlerde başrol oynaması, ‘casual’ın iyi ve kötü yanlarının etkisini bir kez daha arttırmış oldu. Bu altkültür artık sadece bir giyim tarzı, moda, gösteriş veya üstün olma çabası değildi, holiganların kendini belli etme aracıydı. Futbolu futboldan fazla olarak gören bu taraftarlar, ‘casual’ akımının amacını şöyle sıralamışlardı:

1) Kaliteli ve pahalı kıyafetler giy,
2) Takımının rengini üzerinde taşıma,
3) Polislerin gözüne batma,
4) Rakip takım taraftarlarının arasına rahatlıkla sız.

Altkültürün etkilediği kültür!
Günümüzde hâlâ eğitim, iş, spor, müzik gibi birçok farklı alanda kullanılan ‘casual’, etkilendiği tüm bu etmenleri etkiledi de. Bu akımın yarattığı his ve istekle beraber müzik ve film sektöründe önemli gelişmeler yaşandı. Yirmi birinci yüzyılın tanınmış İngiliz gruplarından olan The Streets ve The Mitchell Brothers, müzik ve giyim tarzlarında ‘casual’dan çokça etkilenerek ön plana çıktı. Özellikle sinema sektörü, ‘casual’ ve bu akımla beraber büyük sükse yapan ‘ultras’ akımı sayesinde büyük projelere imza attı. 2000’li yıllarda büyük sansasyon yaratan ve üçlemesi yapılan ‘Green Street Hooligans’ ile birlikte ‘The Football Factory’, ‘Awaydays’, ‘This is England’ gibi yüksek bütçeli filmler, ‘casual’ kavramının beyaz perdedeki temsilcisi oldular.

11022013062300_33ac7

En gözde 10 ‘casual’ markası:

1) Adidas: Özellikle 1990’lı yılların sonunda çok moda olan Adidas, ‘casual’ akımını benimseyenler için en iyi ayakkabı markası oldu. Markanın klasik üç çizgili deseni ve klasik bir görüntüde olması, Alman icraatının holiganlar tarafından kullanılmasını sağladı.

2) Lacoste: Yıllardır sporcuların en çok tercih ettiği markalardan bir tanesi olan Lacoste, ‘vintage’i fazlaca benimseyen ‘casual’ temsilcilerinin tişörtteki en büyük destekçisi oldu.

3) Stone Island: ‘Polisten kaçınmak’ deyimi için en önemli kıyafetin kapşonlu mont olması, Stone Island’ın en büyük ‘casual’ markalarından biri olmasını sağladı.

4) Sergio Tacchini: Yirminci yüzyıl sonunda efsane tenisçiler John McEnroe ve Björn Börg tarafından sıkça kullanılan bu marka, verdiği sıradan hava ile bu akımda tercih edilen demirbaş markalardan bir tanesi oldu.

5) Fila: Bu markanın ‘casual’ taraftarlarına en büyük katkısı, kafaya takılan bandana konusunda oldu. Yine tenisçiler eşliğinde ünlenen bu giyim parçası, birçok taraftarın kafasında da kendine yer edindi.

6) Fred Perry: ‘Casual’ tarihinin en belirgin özelliklerinden biri olan ‘sade tişört’ olayına son noktayı Fred Perry koydu. İngiliz marka, yarattığı tişörtlerle bu akımın yıllar boyu ayakta kalmasını sağladı.

7) Pringle: Soğuk havalardaki ‘casual’ temsilcilerinin en büyük dostlarından biri sie Pringle’dı. ‘Vintage’ tarzda kazaklar yaratan marka, bu konuda büyük bir öncü oldu.

8) Burberry: Atkı ve mont konusunda dünya giyim tarihinin sayılı markalarından bir tanesi olan Burberry, ‘casual’da da fazlasıyla söz sahibi oldu.

9) Ralph Lauren: Tıpkı Fred Perry gibi sade desenli tişört akımının baş aktörlerinden bir tanesi olan Ralph Lauren, ‘casual’ giyiminin en pahalı markalarından biri konumunda.

10) Lyle&Scott: Birleşik Krallık markası olan Lyle&Scott da tıpkı Pringle gibi kazak konusunda taraftar ve holiganların vazgeçilmezlerindendi.

11022013062302_c19a2

NOT: Liste konusunda kaynak olarak uk.askmen.com sitesi baz alınmıştır.

Arda Okvay
https://twitter.com/ardaokvay

Paylaş..Share on TumblrPrint this pagePin on PinterestShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someone

galacasual